Serpil Erol

Serpil ErolYazarlar

…Çünkü iki çocuk annesi olmak bunu gerektirirmiş…

"Bahar geliyor ne güzel, yönetmen sandalyelerinden alalım da sahilde piknik yapalım Bedri" dedim. "Süper olur" dedi. Erdem de Beril de çimlerde oynar, yemeklerini yer, güzel güzel oyalanır dedik. Süper keyifli huzurlu film sahnelerini, fotoğraf karelerini dördümüze uyarladık kafamızda. Sonra Bedri koştur koştur gitti yönetmen sandalyelerini aldı. Yok mavi olsun, yok yeşil olsun, Beril'e de miniği olsun, Erdem'e olmasın yerde sürünsün derken aldı sandalyeleri attı bagaja. Bugün de ben pimi çektim "hava çok güzel, haydi akşam sahile inelim pikniğee" Sabah yürüyüşten sonra pastaneden minik sandviç ekmekleri aldım. Hepsini değişik değişik hazırladım. Tostlarımızı yaptım, meyvelerimizi yıkadım, kek kurabiye hazırladım, hepsini tek tek...

Serpil ErolYazarlar

“Tek çocuk hiç çocuk tatlım!”

2abd0e3c-47d4-4eac-b127-1162894741d6

Eskiden, yani tek çocukla dahi başa çıkmakta zorlanırken, iki çocuklu annelerin anlattığı şeylerden nefret ederdim. Muhakkak ki cümlelerinin içinde ''Tek çocuk hiç çocuk tatlım.'' sözü geçerdi. Dışımdan çok konuşmaya cesaret edemesem de içimden şu şekilde hayli okkalı laflar doldururdum:  ''Nasıl hiç çocuk ukala dümbeleği! Yorgunluktan ölmek üzereyim. Bu, iki çocuk gücünde bir çocuk, hiçbir şeye vaktim kalmıyor! Her şeyi sen mi çözdün? Annelik senin tekelinde mi he? '' Uzun monologlarım olur, diş biler, göz olurdum. Çünkü tek çocuk da pazardan aldığımız karpuz değil nihayetinde, zor. Sonra ne ara karar verdiğimizi hatırlayamadığım, doktorumuzun ''Çocuğun olmaz.'' derken nasıl olup da olduğunu anlayamadığım...

Serpil ErolYazarlar

Özgürlük mutluluk getirir mi?

IMG_3192

Bir zamanlar sokaklarda koşturan çocuklar vardı. O çocuklar ne zaman ortadan kayboldu edebiyatı yapmayı çok istemiyorum. Ama keşke bayramları kaybetmeseydik. Çocukken en büyük hayalim kapı zili susmayan bir evde, bayramlaşmaya gelen çocuklara en harika şekerleme ve çikolataları dağıtmaktı. Baklavanın en fiyakalısını sunacaktım gelen misafirlerime. İlk evlendiğim yıl, çikolata paketi elimde nafile bekledim. Artık bayramlarda da tanıdıklarıma tek sorum '' bayramda nereye gidiyorsunuz?'' oluyor. Yoksa baklavanın en kralını da yaparım da işte kalorili olur, kimse gelmez ben yutarım. Sonrası çok hoş olmuyor. Velhasıl kelam geçti gitti çocukluğumuz. Şimdi artık çoluklu çocukluyuz. Artık dünya çok başka. Elektronik aletlerle sarılmışız, bilgi çılgın hızda...

Serpil ErolYazarlar

İki çocuklu hayatta patron kim?

00cb6683-e8ca-472f-a1b3-d4a2c30621a4

Her yeni gelen yılla birlikte iki çocuklu hayat başkalaşıyor. Daha mı zorlaşıyor, daha mı kolaylaşıyor bunu söylemek zor, ama farklılaşıyor. Büyüdükçe sorunlar değişiyor. Yani büyüklerin de dediği gibi, kaç yaşına gelirlerse gelsinler dertleri bitmiyor. Ve tabii ki verdikleri mutlulukların da sonu yok. Mesela artık bizim evde bebek kalmadı, bitti. İki çocukla beraber yaşıyoruz. Büyüdüler ve çok komik ama kendi arkadaş çevreleri falan oluştu. Bizden bağımsız yaşadıkları farklı bir zaman dilimleri var. Akşam okuldan gelince bana okuldaki arkadaşlarıyla yaptıkları sohbetleri ,oynadıkları oyunları anlatıyorlar. Hatta ilkokula başlayan kızımın anlattığı hikayelerde aşk meşk entrika izlerine de rastlamak mümkün. Görünen o ki heyecan giderek...

Serpil ErolYazarlar

Hoş gel 2018…

2017-12-11-PHOTO-00000076

Yeni bir yılın gelişi daha yurtta ve dünyada çılgın eğlencelerle kutlanırken biz de hazırlıklara şimdiden başladık. Şaka yav şaka... Hayatımın ilk 30 yılındaki ben yılbaşını nerede nasıl kimlerle geçirebileceğini hesaplarken, son 7 yılındaki benin yılbaşına dair yaptığı en büyük çılgınlık kasım ayında yılbaşı ağacını kurmak oluyor. Düşünsenize kasım ayında ağacı çıkartıp süslüyoruz, çok komik, kasım diyorum. Aralık sonuna kadar ağacın üzerinde süs namına bir şey kalmıyor, çıplak bir çam ağacı müsveddesiyle yeni yıla giriyoruz. Çünkü iki çocuklu yaşam bunu gerektirir dostum. Sonrasında da ağacın süslerini koltuk altlarından, çocukların oyuncaklarının içlerinden, dolap diplerinden çıkartıp kullanılabilecek halde olanları toplayıp, önümüzdeki yıl yine...

Serpil ErolYazarlar

Ertelenenler zamanı götürüyor galiba…

IMG_0269

Anlayamadığım bazı şeyler var. Vakit sanki çok yavaş geçiyor gibi ilerlerken, çocuklar bu kadar hızlı büyümeyi nasıl başarabiliyor? Bu konuyu bizim yaşlandığımızı es geçerek konuşmak istiyorum. Daha dun konuşmayı bilmeyen bu minik insanlar, nasıl oluyor da şimdi bize kafa tutabiliyorlar? Sorularını yanıtlamak gittikçe neden bu kadar zorlaşıyor? Esas ayakkabısını okulda unutup okul ayakkabısıyla eve gelen oğlumu yarım saattir ayakkabısını okulda kimsenin almayacağına ikna etmek neden bu kadar güç? Kızıma artık etek giydiğinde düzgün oturması gerektiğini açıklayabilmek için fazlasıyla çaba harcamamın sebebi nedir? Ve kıyafetler... Onlar nasıl bu kadar çabuk küçülüyor! Pardon, kızımın dediği gibi "kıyafetler küçülmüyor anne, biz büyüyoruz". Çocuk...

Serpil Erol

İki çocuklu hayatın pembe ponponu değil gerçeği…

serpil

Aslında yazının başlangıcını bulabilsem, size anlatacak çok hikayem var. Ama işte giriş yolunu bulamıyorum. Normal hayatımda da böyleyim. Tanımadığım birine gidip 'merhaba' deyip konuya girmekte zorlanırım hep. O yüzden gitmem. Gelen olursa da vallahi bırakmam. Ne sorduysa en ince ayrıntısına kadar yanıtlarım. Kısa cümleli whatsapp gruplarının en uzun cümleli insanıyım. Moi Çocuk dergisi sahibeleri de geçen yıl sağolsunlar beni İstanbul annesi atadılar. İstanbul'da çocukla gidilebilecek yerleri anlatmamı rica ettiler. Ama bana ayrılan küçücük yere zor sığdım. Uzun cümlelerimle başa çıkamayıp yazı tipi boyutlarını küçültmeye çalıştıklarında sonumun geldiğini düşünmüştüm, ama sağolsunlar daha güzel planları varmış. Artık bana kocaman bir alan tahsis...