Serpil ErolYazarlar

“Tek çocuk hiç çocuk tatlım!”

2abd0e3c-47d4-4eac-b127-1162894741d6

Eskiden, yani tek çocukla dahi başa çıkmakta zorlanırken, iki çocuklu annelerin anlattığı şeylerden nefret ederdim. Muhakkak ki cümlelerinin içinde ”Tek çocuk hiç çocuk tatlım.” sözü geçerdi. Dışımdan çok konuşmaya cesaret edemesem de içimden şu şekilde hayli okkalı laflar doldururdum:  ”Nasıl hiç çocuk ukala dümbeleği! Yorgunluktan ölmek üzereyim. Bu, iki çocuk gücünde bir çocuk, hiçbir şeye vaktim kalmıyor! Her şeyi sen mi çözdün? Annelik senin tekelinde mi he? ”

Uzun monologlarım olur, diş biler, göz olurdum. Çünkü tek çocuk da pazardan aldığımız karpuz değil nihayetinde, zor.

Sonra ne ara karar verdiğimizi hatırlayamadığım, doktorumuzun ”Çocuğun olmaz.” derken nasıl olup da olduğunu anlayamadığım bir dönemde ikinci çocuğuma hamile kaldım. Birincisi 2 yaşında bile değildi. Hayır kaza değildi ama her şey çok çabuk gelişti. Hamileliğim boyunca da büyük olan çocuğumdan, yani kızımdan başka pek bir şey düşünmedim. Gelecek olan misafirimiz erkekti. Mavili birkaç takım alıp beklemeye başladım.

Oğlum doğduğunda kızım 2,5 yaşındaydı. Fotoğraflara baktığımda ne kadar da küçük olduğunu anlıyorum. Oysa oğlum geldiğinde minik kızım gözümde beş yaş büyümüştü. İlk dönemler çok hengameliydi. Uykusuz geceler, doğumdan sonra kalan ağrılar, kızımın yeni başlayan kardeş sendromları, ıvırlar zıvırlar derken günler geçti. O dönemde kucağımda emip, ağlayıp,uyuyan minik bir mucize olmasına rağmen gözüm ve gönlüm hep ilgiye muhtaç ve bize kardeşten dolayı kırgın olduğunu düşündüğüm kızımdaydı.

Çok dramatik günlerdi.

Kızımın kreşte ilk senesiydi. Sürekli eve virüs getiriyordu. Sırayla sık sık hasta oluyorlar, dakika başı antibiyotik kullanıyorlardı. Gece ve gündüzleri nöbetleşe uyuyup uyanıyorlar veya hiç uyuyamıyorlardı. Kız kulak burun boğaz biriminde ameliyat oldu, oğlan sünnet oldu, bir sürü krizler atlatıldı, tatillere gidildi, doğum günleri kutlandı, bir yığın hüzünlü ve güzel anıyı birlikte yaşadık.

O dönem bir aydınlanma yaşadım. Instagramdan takip ettiğim iki çocuklu bir annenin hayatını hayret ve delalet içinde izledim. Kadın tek başına durumu o kadar güzel idare edebiliyordu ki. Gözümde böyle ilah gibi gözükmeye başladı. Çünkü iki çocuklu hayat çoooook zordu. Anlatılanlar az bile kalmıştı. Tabii ki ”Tek çocuk hiç çocukmuş tatlım.”. Ama işte bunu anlamak için ikinci bir çocuk gerekiyormuş.

Sosyal medyada da beni takip eden hatırı sayılır sayıdaki anne arkadaşlarım ”Kardeş şart mı?,  Biz de iki çocuk yapsak mı?” vb sorularla konunun uzmanı olarak görülen bendenize sürekli yazmaya başlamışlardı. O dönem o kadar canım çıkıyordu ki yanıtlarım genelde ”Uyku  senin için çok önemli değilse, büyüğün psikolojisi dağılsa da, sen aynada tanınmaz hale dönsen de istiyorsan tabi ne demek ” ten öteye gitmiyordu, gidemiyordu.

En çok da üç beş gün tatile gittiğimizde ” ohh hayat size güzel” diye mesaj atanları ellerimle soğuk sulara batırıp batırıp çıkarmak istiyordum. ”Ne tatili beee, ne tatiliiii” diye çığlıklar atarak kendimi plajda havluyla şemsiyelere asmak istiyordum.

Sonra yine hangi ara olduğunu anlayamadığım bir ara bir şey oldu. Ne olduğunu sormayın bilmiyorum. Çılgın gibi akıp beni parçalayan sular birden duruldu.

Öyle sakin, öyle güneşli, öyle mis kokulu bir güzellik gelip hayatımın merkezine yerleşti. Çocukların söz dinlemeyen inatçı halleri azaldı.

Yemek saatlerinde herkes masada oturup sohbet ederek kendi yemeğini yemeye başlamıştı, masa altından veya dışarıdaysak kapı önlerinden çocukları çekelememeye başlamıştım. Bunu farkettiğimde şaşırdım. Misafirliklerde arkadaşlarımla oturup sohbet ediyordum, çay falan içebiliyordum. Bunu fark ettiğimde de şaşırdım.

Bir sabah uyandığımda uykumu almıştım. Hatta çocuklar uyanmamıştı. Daha da ileri gidip çocukları uyandırdım. ”Akşam yatmak bilmiyorsunuz, sabah kalkmak…” diye bir anne ata sözünü kullandım ilk defa. Kendi söylediğime kendim şaşırdım.

En güzeli de bir gün evde kahve içip televizyon seyrederken çocukların arka odadan oyun oynayarak gelen kahkaha sesleriydi. Bunu fark ettiğimde ve artık her şeyin yoluna girdiğini anladığımda da kahvem hala çok sıcaktı ve artık şaşırmıyordum.

Artık ”Tek çocuk hiç çocuk.” klişeleri beni çok ilgilendirmiyor. Evet başta zorluklar oluyor ama çocuklarımla çok mutluyum.

İyi ki iki taneler. İyi ki benimler…

Çok şükür.

Serpil Erol