Yaprak KaramanYazarlar

Zaman kapsülü…

20160708_153934

Ah bahar, çiçeklerin açtığı, kuşların daha bir şen şakıdığı, doğanın hayattaki grilere ve kötülüklere inat kendini yeniden yarattığı o eşsiz mevsim. İnsanların üzerinde de böyle bir etkisi var çoğunlukla. Karanlıkta uyanmak zorunda bırakıldığımız(!) kış sabahlarının tersine güneşi görerek uyanmaya başlamak, işten eve dönerken havanın kararmadığını fark etmek üzerimizde bir mutluluk etkisi yaratıyor hiç kuşkusuz.

Tabi elindeki ile yetinme konusunda çok da başarılı olamayan insanoğlu hadi yaz gelsin artık diyor şu sıralar. Zaten mevsimler de bize öğrettikleri gibi sırayla gitmediği için sonbahardan sonra yaz gelsin evet…

Havaların ısınması demek uzayan günler sebebi ile parklarda, bahçelerde daha fazla vakit geçirmek demek. Siz hadi artık eve gitmeliyiz dedikçe “nooolur anne şu mavi kaydıraktan bir kere daha kayıp, sarı salıncakta son kez sallandıktan sonra iplere asılayım öyle gidelim” cevabı ile karşılaştığımız günlerin eli kulağında. İşin gerçeği çok seviyorum o akşamları. Bütün gün işte kapalı kaldıktan sonra eve gelip iki lokma yedikten sonra hatta çoğu kez yemeden kendimizi dışarı atmak bize de çok iyi geliyor. Bütün çocukluğunu sokakta geçirmiş biri olarak da kızımın bunu günün belli saatlerinde yapabiliyor olması beni biraz üzüyor. Ağaca çıkardık biz, çamurdan pasta yapar kurumuş yapraklarla yemek pişirirdik diye anlattığımda yüzündeki ifade o kadar tarifsiz ki eminim siz de benzer durumlar ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Böyle olmasının sebebi değişen koşullar tabi ki ve de daha önce dergimizdeki şahane bir söyleşiye konu olan kuşak farklılıkları. Onların kafaları bizden farklı çalışıyor, tıpkı bizim fikirlerimizin anne babalarımızdan farklı olduğu gibi. 

Ben de bu güzel günlerinde özellikle tatile gittiğimizde onlarla orta yolu bulup birlikte vakit geçirebilmek için (herkesin eğlendiği bir aktivite olsun diye) günlük öğleden sonra aktiviteleri hazırlıyorum. Aslında yaz tatilinde yazlıkta yaptığımız aktiviteler bunlar ama akşamüstü parka gittiğinizde, hafta sonu balkonda ya da bahçe gibi bir imkanınız varsa orada bile yapabileceğiniz eğlenceli faaliyetler. Biz yaz tatillerimizi ailecek (üç kız kardeş, üç koca, iki çocuk, bir kedi ve bir anneanne) geçirdiğimiz için evdeki hareketliliği tahmin edebilirsiniz. Hava çok sıcak olduğundan sabah denize girme faslı ile akşamüstü denize girme faslı arasında “çok sıkıldık, kimse bizle oynamıyor, ama çok sıkıldık” nidalarına maruz kaldığımız bir yaz sonrası artık her yaz bir aktivite takvimim var.

Bunları sizlerle paylaşmak istedim. Dediğim gibi ille yazlıkta olmanız gerekmez, ya da çocuklarınız yaz tatillerini anneanne/babaanne/dede yanında geçirecek kadar şanslı iseler aile büyükleri bile bu aktivitelere katılabilir.

Biz bir haftalık tatilimizde bir gün boncuklardan kolye ve bilezik yaptık. Başka bir gün (herkese beyaz tişörtler almıştım) parmak boyaları ile tişört boyadık ve onları giyerek denize indik. Sahilden topladığımız deniz kabukları ve taşları kavanozlara yapıştırıp onları şamdan olarak akşam yemeklerimizde kullandık. Pişirdiğimiz kekleri hazırladığımız piknik sepetimize doldurarak parkta piknik yaptık ama en eğlencelisi yaptığımız zaman kapsülleri idi.

Kızlara hatıra olmalarını isteyecekleri eşyaları hazırlamalarını söyledim (bu yaklaşık 1 saat sürdü). Sonra onlardan birer resim çizmelerini istedim, o esnada eşim de kızlara mektup yazmış hiçbirimize okutmadan. Böylelikle mektuplarımız, resimlerimiz, küçük oyuncaklarımız ve daha birçok minik hatıramız oldu. Bu nesnelerin hepsini seçtikleri kavanoza koydular ağızlarını sıkıca kapattılar. Sıra onları saklamaya geldi. Yıllar önce küçücük bir fidanken şimdi devasa bir ağaç olan karabiber ağacından eve doğru on adım saymalarını istedim ve orayı kazmaya başladık. Kazdığımız çukura kavanozları gömdük ve üzerini tekrar kapattık. Kızlara bu kavanozları beş sene sonra oradan çıkaracağımızı söyledim.

Bu işlemi yaparken gelen sorular şu yönde idi: “Anne ya kaç adım saydığımızı unutursak? Teyze ya başkası gelip burayı kazarsa? Ya deprem olursa ya su basarsa…” Saydığımız adımları unutmayacağımızı, başkasının bizim bahçemizi kazamayacağını, onları yerinden çıkaracak kadar şiddetli bir deprem olmamasını dilediğimi söyleyerek günlük aktivitemizi sonlandırdık. Gözlerindeki mutluluk, bir şeyleri saklıyor olmanın verdiği gizem, yazılan mektupları o zaman okuyamadıkları ama kavanozları açtığımızda okuyabileceklerini bilmenin merakı ve herkese hatıra kavanozu yaptık biz diye anlatırken yaşadıkları heyecan paha biçilemez. 

Belki bu sene siz de böyle bir zaman kapsülü yapmak istersiniz ille toprağa gömmek de gerekmez, sandıklar ya da kutular hazırlayıp onları evin bir köşesine saklayabilir, dolapların üzerine koyabilir ya da anneanne/babaanne evine saklayabilirsiniz. Çok şahane günler geçireceğimiz bir yaz gelsin.

 

Ps: Bu zaman kapsülünün tek kötü yanı her yaz daha 5 yıl olmadı mı sorusuna sabırla hayır demek daha önümüzde 3 yaz var evlatlarım, az daha sabır 😉

Yaprak Karaman