KategorisizSağlık

Uzman Psikolojik Danışman Özge Gülmeriç yeterince iyi ebeveyn olmayı yazdı…

caroline-hernandez-177784-unsplash

Yeterince İyi Anne ya da Baba Olmak… Ama Nasıl?

Nasıl bir anne/baba olmalıyım sorusu her anne/babanın aklından geçen bir soru… Ama sorun eğer mükemmel anne/babalık yapmak adına ebeveynlik görevimizi yerine getiremediğimizde başlar… Aslında ilk cümleyi okuyunca oldukça masum görünen hatta doğru ele alındığında bizi ve ilişkimizi geliştiren bu cümle, bizi yeterince iyi anne/babalık şansından uzaklaştırabilir. Biraz karışık oldu ama yazının devamında bu karışıklığı çözmeyi amaçlıyorum. 

Şimdi bu durumun nasıl gerçekleşeceğine değinmeden önce, yeterince iyi anne/babalık kavramını açmak istiyorum. Amerikalı Çocuk Doktoru ve Psikanalist Donald W. Winnicott, 1957 yılında “The Child, the Family and the Outside World  – Çocuk, Aile ve Dış Dünya” kitabında ilk defa “yeterince iyi anne/baba” kavramından bahsetmiştir. Bu da demek oluyor ki anne babaların kendilerinin anne/babalıklarını sorgulamalarının tarihi günümüzden çok daha geçmişe kadar dayanıyor ☺  Winnicott’a göre yeterince iyi anne/babalık; çocuğunu gözlemlemek, ona kendi olduğu gibi var olması için uygun ortamı sunmak ve o baş edemediğinde duygu ve düşüncelerini düzenlemesi için ona destek olmaktır. Kısaca çocuğun yeterince yanında ama ona da kendi deneyimlerine yaşaması için fırsat verecek bir uzaklıkta durabilmelidir.

Her şey mantık olarak buraya kadar güzel giderken, uygulamada işler bazen beklendiği gibi olmayabiliyor. Bildiğimiz gibi annelik/babalık sadece hayatınıza yeni bir bireyin girmesi demek değil, bakımından sizin sorumlu olduğunuz bir bireyin hayatınıza girmesi demek. Bu da her ne kadar hazırlıklı olsak bile çalışmadığınız yerden soru gelebileceği anlamına geliyor ve o soru mutlaka geliyor… Belki yakın bir arkadaşınızdan, kendi annenizden, eşinizden ya da kendinizden. “Çocuğunla ilgili bunu böyle yapmak istediğine emin misin?, Üşümez mi şimdi?, Acıktı mı acaba?…” oldukça tanıdık gelen bu soruları arttırmak oldukça mümkün. Evet, durum değerlendirmesi yapmak mantıklı bir adım ama sürekli olarak yapılan sorgulama anne ve babanın kendileriyle ilgili olan yetersizlik düşüncelerini arttırarak gerçekten yeterli anne/babalık yapmalarını engelleyebiliyor. Çünkü eğer çocuğunuzun iyiliğinden, ona nasıl davranacağınızdan emin olamazsanız bu duygu durumunuza ve davranışlarınıza da yansır. Sonuç olarak da gerçekten yeterli bir anne/babalık yapamayabilir ya da kaygınızı bastırmak amacıyla gereksiz yere fazla ebeveynlik yapabilirsiniz. Yazının başında belirttiğim gibi masum bir soru içimizi gerçekten de acıtabilir.

Ne yapmalı da anne/babalık konusunda yeterince iyi hissedebilmeli ve davranabilmeli?

  • Bilgi alın, öğrenin ama kendi deneyim ve düşüncelerinize göre yorumlayın. Herkes kendi deneyimlerini bilebilir, sizin  ve çocuğunuzun dinamiklerini bilemez. Bu nedenle duyduğunuz, okuduğunuz bilgileri (bu yazı da dahil ☺) kendi içinizde dinlendirin, size uygun gelirse uygulayın.
  • Çocuğunuzla baş başa zaman geçirirken yaşadığınız duyguları gözlemleyin. İyi hissettirmeyen bir şeyler varsa değişiklik yapmayı deneyin. 
  • Eğer gün içindeki kötü olaylara odaklanmak ve bu sebeple tekrar tekrar kendi kendinizi demotive etme alışkanlığınız varsa, alışkanlığınızı gücünüz yapın. Ama bu sefer gün içinde yaptığınız ve kendinize “Aferin” dediğiniz anları düşünün ve tadını çıkarın.
  • Yorulduğunuzda, üzüldüğünüzde, kızdığınızda bunu ifade etmenin yollarını bulun. Her zaman mutlaka doğru davranan anne/baba olmak yerine kendi iyi ve geliştirilmesi gereken halinizi koruyun ve göstermekten çekinmeyin. Çocukların bazen uzun uzun konuşmalar yerine sizin hatalarınızdan ders çıkartabildiğinize şahit olmalarının çok daha öğretici olacağını unutmayın.
  • Fazla ebeveynlik ya da mükemmel anne/babalık yapma telaşı çocuklarınıza yönelik beklentilerinizi de etkileyecektir. Siz “eksiksiz” şekilde durumu planlamış ve uygulamış olabilirsiniz ama bu çocuğunuzun oyunu kurallarına uygun oynamak istemesini garanti altına almaz.  
  • Şu anda anlık olarak olabildiğine hızlı akan bilgiler en çok da kendilik algımıza zarar veriyor. Nasıl biri olmalıyım, nasıl bir anne olmalıyım… Google’lamadığımız şey kalmıyor gibi… Hayatlarımızın şimdiye kadar hiç olmadığı kadar şeffaf olması nedeniyle  özel yaşamımız birçok gözlemci tarafından gözetleniyor ve bizler de birçok ailenin yaşantısının ayrıntısına şahit oluyoruz. Sosyal medyanın her zaman gerçekleri yansıtmadığını unutmayın. Nasıl sizin orada paylaştığınız ya da gördüğünüz bir kare tüm aile yaşantınızı ya da sizi özetlemiyorsa

Sonuç olarak, anne/babalığımızla barışmanın yolu olduğu gibi kabul etmek ve yapılan hatalarda üzülüp, küsmeden yeniden denemekten geçiyor. Çocuğumuz, bebeğimiz bizim kanımızdan, canımızdan olsa da bizden başka bir şey. Bazen hayranlıkla baktığımız, bazen de nereden çıktı şimdi bu dediğimiz kendine özel yanları var ve onlar da, biz de özümüzde olduğumuz gibi iyiyiz. Sadece onun büyümesine, gelişmesine, kendisi olmasına olanak sağlasak yeter aslında…

Sevgiler.

Uzman Psikolojik Danışman Özge Gülmeriç