Serpil ErolYazarlar

Serpil’in çocuklu tatil önerileri

blogger-image-2080429872

Yaz geldi… Rım rım rımm. Tüm kış hayalini kurduk güzel güzel ve tatile gitme vakti geldi. Bakalım gerçeklerle hayaller birbirini tutacak mı? Yoksa herşey hayallerden de mi güzel olacak? Bunu size çocuğunuzun modu gösterecektir. Ben bir şey diyemem…

Bütün kış evde bebişlerimizle, çocuklarımızla yedik, içtik, eğlendik. Pastalar yaptık, magnolialar yapıp fotoğraflarını sosyal medyada paylaştık. Buraya kadar herşey güzeldi. Sonra bahar aylarıyla, (ki bahar geldi mi gelmedi mi noldu? konusu ayrı bir muhabbet konusu) hepimizi bir telaş sardı. Fazla kilolardan nasıl kurtulurum? Tatil afişlerindeki mutlu aile tablosundaki anne profiline nasıl erişebilirim? O kadınlar gerçekten anne mi? Gerçek mi yani, öyle olabilir miyim? Bu sorulardan sonra bir kısmımız diyet yaptı, bir kısmımız sokaklarda koşmaya başladı. Velhasıl kelam yaz geldi çattı ve tatil hazırlıkları başladı. Zayıflayanlar zayıfladı, zayıflayamayanlara geçmiş olsun. Benim gibi fazla kilolarınızı da alır gidersiniz tatile artık. O büfeler karşısında daha da üstüne döşeyip gelirsiniz. Böyle bir moralinizi göçerttikten sonra, çocukla tatile giderken nelere dikkat etmeliyiz? Ne gibi masraflar yapmalıyız? Hepsini sıralayayım…

1-Öncelikle civarda tatile gitmeye uygun bir anneanne veya babaanne varsa ilk olarak onu rezerve edin. Bir dediğini iki etmeyin, ön koltuğa oturtun ve yanınızda götürün. Tatil yapmak gibi bir hayaliniz varsa tek yol bu. Diğer türlü çocuğu yedir, giydir, uyut, oyna derken totonuz şezlong minderi görmeden, her yanınızdan kumlar saçarak plajda dolaşır dolaşır dönersiniz. Uygun anneanne, babaanne yoksa da babayı iyi eğitin, iyi fişnekleyin. Bol bol babalı çocuklu temalı hikayeler anlatın, baba çocuk ilişkilerinin çocuğun gelişimine etkilerini madde madde sıralayın, yol boyu tatilin çocuğuyla geçireceği çok büyük bir fırsat olduğu konusunda beyninin kıvrımlarını yiyin. O zaman da arada bir denize girersiniz belki. Ya da benim gibi “tatil yapıcam, dinlenicem, yüzücem, kitap okuycam”  gibi tatille ilintili şeyleri kafanızdan çıkartın, beklentiye girmeyin. Mümkün mertebe çocukların tadını çıkarmayı hedefleyin kendinize. Yoksa yağlanıp kakara kokora gülerek keyif yapan fit hatunları izlerken sinirden şezlong köşelerini kemirebilirsiniz

2- Otele gidiyorsanız otel seçimi çok önemli. Tabii ki herkes imkanları dahilinde tercihte bulunacaktır. Benim ilk tercihim temiz olsun oldu. Yemekleri de çok çeşit olmasa da yenilebilir olsun, çocuklar yesin oldu. Genelde otellerle ilgili tripadvisor yorumlarına ve puanlarına dikkat ederiz. Rezervasyon öncesi muhakkak oteli internetten araştırın, bir sürpriz yaşamayın. He olacaksa aksilik yine oluyor. Geçen yıl o kadar ince eledik, aylar öncesinden rezervasyon yaptırdık, otele bir gittik ezik gibi kapıda kaldık. Resepsiyonda saatlerce bekledik ufacık çocukla. Acentanızı da iyi araştırın. Gitmeden oteldeki yerinizi oteli arayıp teyit ettirin. İmkanlarınız müsaitse oteli mümkün olduğunca denize yakın seçin. Çocukla inanılmaz rahat oluyor. Çünkü tüm evi plaja taşısan da odada muhakkak birşey unutuyorsun. Ya da içecek almaya, yemek yemeye otele dönüyorsun. Denize yakın otel çok rahat. Çocuk biraz büyükse mini club, mini disko tarzı çocuğu eğlendirici ve sosyalleştirici etkinlikleri de olan bir yer tercih edilebilir. Yalnız sırf yabancı turistlerle dolu bir otelde çocuğunuz arızaya bağlayabilir. Hiçbir şey anlamıyor ve iletişim kuramayabiliyor. “herkes ingilizce ingilizce, bu ne yaa?!”  diye haykırmıştı kızım anlamadığı çocuklara bakıp.

3- Boyunuz kadar plaj çantası alın. Bu çok önemli. Havlulardı, koruyucu kremlerdi, yedek kıyafetlerdi, yedek mayolardı, kumları, kovaları, simitleri, sütleri, suları, biberonları derken plaj çantası valizimsi bir kıvama gelebilir. Bir minik plaj çantası kimseyi kurtarmaz dostum. Belki yabancı turistleri kurtarır. Onlar bizim kadar evlerini otele taşımıyor sanki, bir de çocuğa taşıttırıyorlar eşyalarını. Ama klasik bir türk anasıysan o plaj çantası devasa boyutta olacak ve içinden soğuk şeftali bile çıkacak arkadaş!

4- Kıyafetler konusunda çocuğunuzun zevkini, keyfini siz bilirsiniz tabii ki. Yanınıza çok da kıyafet almayın diyeceğim. Çok kere götürdüğüm kıyafetleri giyilmeden arabayla tur yaptırıp geri getirdiğimi bilirim. Ama yine gitsem yine aynı şeyi yaparım muhtemelen. Ya soğuk olursa, ya yağmur yağarsa, ya sıcak olursa, ya çok çok sıcak olursa, ya çıplak kalırsak, ya giysisizlikten ölürsek diye her türlü tedbirle donatılmış kıyafetleri doldururum valize. Ayakkabı terlik ise en büyük sorunsal. En çok onlar yer kaplıyor. Bir de biçimsiz. Kıyafetlerin üstüne bastırıp valizi sıkıştırıyorsun ama ayakkabılar. Hele de eşinizin ayağı çocuğunuzun boyu kadarsa… Of ! Ayakkabı terlik olayı zor.. Şapkaları asla unutmuyoruz bu arada.

5- İlaçlar; çocukla tatile gidiyorsanız olmazsa olmazınız. Ecza dolabınızı yanınızda taşıyın. Ateş düşürücü, ateş ölçer, göz sterilizasyon mendilleri, damlaları, alerji kremleri, yanık kremleri vs, çocuğunuza dair kullandığınız ve kullanabileceğiniz ne varsa yanınızda götürün. Ne zaman neyin lazım olacağı belli olmuyor. Dağ başına gitmiyorsun sonuçta, orada da eczane var ama gecenin dördünde 38 derece ateşi olan bir çocuk sayıklayarak seni uyandırıyorsa eczane aramak çok da işine gelmeyebilir. Nitekim son tatilimizde bunu yaşadık. Nebulizatörü bile götürüp öksürüğü başlayan çocuklara sabah akşam buhar tuttum. Tedbirli kadınım vesselam…

6- Çocukları odada da dışarıda da oyalayacak sevdiği oyuncaklar, kitaplar, boyama kalemleri, legolar. Artık çocuğunuzun ilgi alanı neyse ona göre onu oyalayacak eklentiler de valizlerinizde yerini alsın.

7- Çocuklarla geçirdiğim bir sürü tatil sonucunda şunu öğrendim ki, akşam yürüyüşlerine çocuklar dayanamıyor. Tüm günün yorgunluğu, denizdi, güneşti derken, akşam yemeğini de yiyip çalan müzikte iki tepindiyse çocuk pusette bildiğin sızıyor. Yürümeye zaten mecali kalmıyor. Odada da hapsolmamış oluyorsunuz. Herhalde tatilde en keyifli anlarımız bu yürüyüşlerimiz oluyor. Böylelikle bol bol çocuklardan bahsedebiliyoruz. Hem de lafımız kesilmeden.8- En önemlisi de sevginizi götürün. Telefonu evde bırakın mesela. İşle ilgili kimseyle görüşmeyin. Bütün vaktinizi çocuğunuza ayırın. Fotoğraf makinenizi yanınıza alın, bolca anı biriktirin. Gülümsemenizi yanınızda götürün. Çocuğunuzla beraber bol bol gülün. Yeni insanlarla sosyalleşin. Çocuğunuzun tadını çıkarın. Zaman çok hızlı geçiyor…

İyi tatiller…

Serpil Erol