Yaprak KaramanYazarlar

“Kızım ve ben”, yazdan kalma bir yazı…

yağmur

Karşımda bence dünyanın en güzel denizi, masada kahvem yanında kitabım, aklımda yazmak istediklerim. Beyim tavla oynuyor, Yağmur bu sıcakta saçlarını toplamama konusunda ısrarlı yıllar önce benim oyun oynadığım bahçede arkadaşıyla oyun peşinde. Fonda 90’lar çalıyor. Yağmur’a göre doksanlar çalınca kendimi kaybediyormuşum mutluluktan☺ kaybederim tabi hayatımın en eğlenceli yılları. Kendimce dertlerim, çok büyük sevgilerim, her şeyi bildiğimi zannettiğim sonsuz güvenim var kendime. Hayat bu kadar zor değil (Belki de bana değil bilemiyorum). İnsanlar bu kadar acımasız, bulunduğumuz ortamlar bu denli sahte değil.

Bu satırları yazdığım yer yaklaşık yirmi altı yıldır bahçesinde oyun oynadığım, düşüp dizimi kanattığım, küstüğüm, barıştığım, sevdiklerimle en güzel yemekleri yediğim, çok sevdiğimiz insanları ebediyete uğurlarken sessizce sabaha kadar boş gözlerle karşıdaki denize baktığım yer. Hayatımın en içi yani.

Yirmi altı yıl çok uzun bir süre aslında ki benim yaşımdan geri gidince Yağmur’un yaşına ulaşıyoruz. Kızımdan bir yaş daha küçüktüm ben burada ilk kez denize girmeye başladığımda. Denize girdiğimiz sahilin hemen yanından inekler geçerdi, geçtikleri yerlere de tezeklerini bırakırlardı. Çok severim o kokuyu çünkü bana mutlu yaz tatillerini hatırlatır. Yağmur ise o kokuyu ilk kez duyduğunda “Bu ne kokuuuuu?” dedi. Hala da tam alışamamış olacak ki “Anne baba bakın sizin bayıldığınız tezek kokuyor.” diyor gözlerini devirerek.

Kumdan kale yapıyor benim gibi ama kafasına şapka takmayı reddederek, bense çıkarmazdım kafamdan (Sıcak olunca denize girermiş serinlermiş ne gerek varmış şapkaya).

Saçları açık bir şekilde denize giriyor böylelikle saçları eşit ıslanırmış, ben kendimi bildim bileli saçlarımı toplarım yüzerken yüzüme geliyorlar diye.  Denizden çıkınca dondurma yemeye bayılıyor. Ben de sevdiğimden hadi yiyelim dediğinde hayır demeyeceğimi biliyor bu sebepten. “Sen limonlu tabi yine değil mi anne” diyor bana, evet diyorum hep limonlu çünkü çok seviyorum. “Ben de karadutlu ve çikolatalı seviyorum ama bu sefer mandalina-kavun yiyeceğim” diyor; yüzünde alışkanlıklarından biraz vazgeç anne, yeni tatlar dene bakışı ile. 

Koşmaktan, oynamaktan, yere düşmüş çiçekleri toplayıp su şişesine koyup deney yapmaktan, sürekli sorular sormaktan yorulmuyor. Ben küçükken de bu kadar enerjim olduğunu hatırlamıyorum. 

Kocaman sokak köpeklerine “Naber canımm?” diyor, kedileri elleri ile besliyor ama minicik bir sinek çığlık atmasına yetiyor. Sokak köpeklerine temkinli yaklaşırım, kedileri son üç senedir elleyebiliyorum, sinek görsem hayatıma kaldığım yerden devam ederim. Parka gidiyoruz bazı akşamlar (ki ben onun yaşındayken orada park yoktu) bayılıyor kaydıraktan kaymaya, ben mi? Ben salıncakta sallanmayı severim. 

Ben ve kızım nereden mi çıktı bunca benzer olay arasındaki farklılıklar? Benim Yağmur’un yaşındaki halimi bilen herkesin aynı annesi demesinden. O kadar çok duydum ki bu lafı (bazı kesimler yok canım aynı babası dese de) bir an gerçekten aynı ben mi diye düşündüm. Bir gün yetti birbirimizden farklı olduğumuzu anlamaya. Olaylar, kişilerin çoğu, mekan aynıydı evet ama yaptıklarımız, hislerimiz, isteklerimiz birbirinden çok başkaydı.

Kendi fikirlerinin, isteklerinin, önceliklerinin olması bana benzemenden çok çok daha önemli benim için. Böylelikle tam bir ekip oluyoruz seninle Yağmur Hanım, aynı olaylar ama farklı fikirler. Senin, benim bir parçam olup bana bu kadar benzememeni görmeyi seviyorum. Bu yaz tatili de yine seninle çok güzeldi, seninle olmanın hep çok güzel olduğu gibi. Bu satırları yazarken annenin gözlerinden yaşlar dökülür çünkü küçük cücesi artık ilkokul 1 öğrencisidir ve zamanın yine ne kadar çabuk geçtiğine söylenir. Tıpkı kendisinin ilkokula başladığı günün üzerinden yirmi beş yıl geçtiğini fark ettiği zamanda ki gibi. 

Yolun açık olsun miniğim, hayatın boyunca kimseye benzeme. Kendi doğrularını başkaları için yanlışa çevirme. Hep say ve sev çevrendekileri ama karşılık göremediklerini de hayatında bir saniye bile tutma. Hep gülsün yüzün. Çalışmaktan vazgeçme, kaybetmekten korkma. Unutma biz seni sen olduğun için seviyoruz. Başlayacağın öğretim hayatın sana hep güzel anılar bıraksın.

Ps: Yaz boyunca sadece bir kere limonlu dondurma yiyebildim. Sebebi limonun kg’nın 10 TL olması. 

“Limonlu dondurma yok mu?” dediğimde, “Limonun kilosunun ne kadar olduğunu biliyor musun?” dedi dondurmacı bana  

Yaprak Karaman