Ceylan TakılYazarlar

biz iki aileyiz

image1

Yaz tatilini bitirdik, okulların tamamı açıldı bile..Yazı nasıl geçirdiniz? Benim için hem koşturmalı seyahatli hem de uzun dinlenmeli geçti..

Ağustos ayını Ankara’da evde, yeni dünyaya gelerek aileye dönüşen köpeklerimizle geçirdik. Bir evde iki aile olduk biz. Köpeklerimiz Coffee ve Ponçik’in on bebekleri oldu. Üçü doğumdan sonra ölmüş, yedi tanesi sağlıklı. Şu günlerde üç aylarını doldurdular. 

Biz tatilde, köpeklerimiz veteriner arkadaşımızın kliniğinde kalırken şüphelerimiz üzerine Coffee’nin hamile olduğunu öğrendik. Benim küçük kızım doğum yaptı ve zor da olsa anneliği öğrendi. Doğumdan kısa bir süre sonra iki seyahat arası kaldıkları yere görmeye gittik. Yedi kişi bir anda anneyi-babayı-bebekleri sevmeye girince komik oldu; ama başka fırsatımız yoktu. Ertesi gün tekrar yolculuk vardı… O küçücük halleri, sessiz, gözlerini açamadan yatışları hep aklımda kalacak… Çocuklar öyle heyecanlandılar ki… Coffee, kendisi de aslında küçük hala. Karakterinden de gençliğinden de kaynaklı bebeklerini emzirmeye ve onları korumaya bir süre alışamamış. Hatta babamız Ponçik de eve gelecekti (kendisi çok hareketli); ama Coffee ağlamış ve bırakmamış. Kocasına çok düşkün 🙂 Çocukları pek gözü görmedi bir süre… Şimdiyse klasik anaya bağladı, Ponçik bebeklere havlasa kaplan gibi üzerine atlıyor, yavrularını korumak için…

Tatilleri bitirip döndüğümüzde yedi kişilik aileyi getirdik. Tabii ki çok büyük bir heyecan, çok güzel bir duygu. Bebekler gerçekten bizim bebekler gibi, kucakta uyuyakalıyorlardı hemen. Yedisi birden sürekli annelerinin memesini emmek için peşinde dolanıyor, hepsi aynı anda kadını çekiştiriyor. Yanlarına gidiyoruz, Coffee bizimle her zamanki gibi hoplayıp zıplamak istiyor; ama sağa gitse yedi bebek sola gitse yedi bebek memelerini çekiştiriyor. Aynı lohusa anneler gibi bebeklerden ayrı kendisi de ilgi bekliyor. Tabi o kıymetlimiz, onu hep ayrıca sevdik.

Bebekler iki aylık olduğunda, artık annelerinin yemek yemesine fırsat vermiyorlardı. Coffee’nin yemeğini koyuyoruz, ondan önce yavrular atlıyor bitiriyor. Baktık kadın hem emziriyor, iştah müthiş (tanıdık geldi mi) hem de yemesine fırsat vermiyorlar, küçükleri ayırıp öyle besledik. Üç dakika uzak kalıp döndüklerinde, sanki bir haftadır açlar gibi annelerine atlıyorlardı. Artık onlar da mamayla besleniyor; arada sadece keyif sütü içiyorlar. Bazen evde çocuk sayısı çok olup kucakta çok mıncıklandıklarından eğlencenin sonunda koşarak emmeye gidiyorlar. Anne korumasına muhtaç bebekler gibi…

Her gün gözle görülür şekilde büyüdüler ve kendileri yeni yuvalarına dağılmaya başladılar. Gidenlerin haberlerini alıyoruz, hepsinin keyfi yerindeymiş. Zaten köpeklerde anne-çocuk-kardeş gibi bağlar yok. 

Çocuklar çok harika vakit geçirdiler. Biz de yavrulara iyi ev sahipliği yaptık. Nar’ın bir Favori’si vardı. Hepsinin gidişini kabullendi; ama Favori giderken ağladı..

Artık okullar ve kurslar dönemi başladı. Ada birinci sınıfa geçti, Nar da bu sene dördüncü sınıf. Ergenlik adımları gümbür gümbür… Hepimize iyi bir yıl olsun. Sağlık ve neşe dolu olsun umarım…

Not: İsmini Ada koyduğundan koca köpeğimize Ponçikk diye sesleniyoruz. 

Not 2: 11 Kasım’da İstanbul Maratonu var. Kişisel olarak katılımın yanında, yardım amaçlı katılım da yapılabiliyor. Ege Çağdaş Eğitim Vakfı’nın Instagram hesabına göz atarak bilgi sahibi olabilirsiniz. Kendi cümleleriyle; ‘Öğrencilerin gelişimine destek olmak, onlarla dayanışmak ve her öğrencinin eşit şartlarda eğitime eriştiği bir dünya hayalini gerçekleştirmek hepimizin sorumluluğunda. Senin de bu hayale ortak olmanı diliyoruz.’ Başvuru konusunda da yardımcı oluyorlar. Uygun olan hepimizin katılımı hem kendimiz hem yeni nesiller için çok güzel.

Sevgiler

Ceylan Takıl