Ayhan YalçınkayaYazarlar

Son bebeklik, anılarda yerini aldı

609e79ee-6600-4842-a13b-c9d8c0ce348b

3-4 Yaş/1

Nasıl geçmiş zaman

Takvimler olmasa anlayamayacak kadar çok galiba.

Biz yetişkinlerin takvimleri var.

Zaman dediğimiz şeye inandığımız için.

Senin hayatı zamansız sevinçle, sevgiyle ölçtüğün gibi değil ama.

Takvimler daha sevgisiz daha aşksız…

Sadece rakamlar…

İleri giden rakamlar…

İleri sayıyoruz rakamları, ama geri gidiyor gibi de hissediyoruz.

Özellikle belli yaşlardan sonra.

Çünkü bir sona doğru gidiyor.

İçinde sevgi olmayan her şeye bir olumsuzluk yapışır ve peşini bırakmaz ya onun gibi.

Rakamlar belki objektif ama biz değiliz.

Yirmiler bir başka, otuzlar daha başka ve sonra kırklar da ap ayrı bir şey sanırım.

*

Ama yaşadığımız onca şeyi düşününce geçen zaman takvimlerinkinden çok daha uzun gibi geliyor.

Yaşananların arasında bazıları daha akılda kalır şeyler oldu;

Süt emmeye son verişimiz;

Çok üzülmüştüm. Çünkü annen çok üzülmüştü.

İlk bebeklik özelliğindi ellerimin arasından akıp giden.

Yürümeye başlaman;

Bu güzel gezegenin kapılarını aralamıştı sana.

Sonra konuşmaya başlaman;

Hele bu!..

Bendeki etkisini anlatamam.

O zamana dek kendini hareket ve mimiklerinle,

Kalpten doğal ve zekice tepkilerinle ifade ederdin.

Bayılırdım seni görmeye, tavırlarını izleyip anlamaya, anlamlandırmaya çalışmaya.

Onlar bitmedi ama çok azaldı. Yerlerini sözcükler aldı.

Derken şimdi bebek bezi;

Bırakmayı istedin.

Tek başına tuvaletini yapmak istedin.

Arkadaşın Teo gibi

Baban gibi olmak istedin.

Konu sadece bez de değil; anne gibi oturmak da istemiyormuş.

Ayakta işemek istiyormuş.

Böyle daha “cool” (legal) muş.

Şaşırdık önce! Şaşırdık sevindik.

Ama hemen kendimizi ayarladık.

Hazırlanıp isteğini yerine getirmeye başladık.

İlk gün çok zorlandım. 10 çamaşır, şort, t-shirt, pijama vs.

Kaç farklı yer yıkadım;

Koltuklar, yatak, banyoda tuvalet çevresi.

Hep sordum:

“Oğlum tuvalet istiyor musun?”

Her saat başı!

“Hayır” dedi hep ama işte…

Ama ertesi gün daha iyi geçti.

Sormadım hiç. Saat başı tuvalete götürdüm.

Çişini, kakasını yaptı hep.

Olmaya başladı sonunda.

Üçüncü gün tamamen bırakmış olduk bezi.

Üçüncü gün bana hiç bir şey söylemedi bile.

Direk gitti banyoya.

Üç günde bez tarihe karıştı.

İki hafta geçti. Artık çamaşırını giymek için bile yardıma ihtiyacı yok.

Bu da akılda kalır önemli anılarımız arasına girdi.

Kolay değildi ama halloldu.

*

Günün gereklerine takılıp fark etmemiştim,

Sonra dank etti kafama;

Bu sondu…

Son bebeklik özelliği de uçup gitmişti.

Bu da akılda kalan anılarımız arasına girdi.

Eylül 15…

Oğlumun üçüncü yaşı böyle geldi.

Takvimlerimizin sürüklediği yere gidiyoruz beraber.

Üç yıldır,

Komik şeylere gülüşlerimiz

Sarılıp öptüğümüzde kollarımız, yüreğimiz beraber.

Kıvırcık saçlarıyla saçlarım,

Birbirimize bakan gözlerimiz beraber.

Üç yıldır…

Ayhan Yalçınkaya