Yaprak Karaman

Bir insanın anavatanı çocukluğudur

yağmur

Akşamları servisle işten eve dönerken bazı günler içimdeki ses şöyle bağırıyor: Önce sola dönelim, düz devam edelim tekrar sol, sonra sağ, tamam ben inebilirim. İçimdeki yorgun sesin sahibinin tarif ettiği yolun sonu benim çocukluğumun geçtiği eve çıkıyor. Beş yaşında geldiğim, lise ikiye kadar da hayatımın en önemli yeri olan o eve. İçimdeki yorgun ben, çocukluğuna dönmek istiyor.  Hani, ‘’bir insanın anavatanı çocukluğudur’’ demiş ya Epictetus,  hah tam da sözünü doğruluyor oluyorum bu istekle. 

Çocukluğuma gidip huzuru bulmak istemem şu anda hayatımda huzur yok ya da bana bunu kimse hissettiremiyor anlamı taşımıyor elbet. Demek istediğim çocukluğun kendine has naifliği. Çocukluğum deyince aklıma o evin balkonunda saatlerce kitap okuduğum yaz günleri geliyor mesela. Bir şeylerin arasına sıkıştırmak zorunda olmadan sadece kitap okumak. Okuldan geldikten sonra yapabildiğim tek salata olan havuçlu kabak salatasını yapıp koşarak tv’nin karşısına geçmek ve akşama kadar tv izlemek. Gerçi şu an sesine ya da yayınlanan programlara hiç tahammülüm yok. Sanırım o zamanlar hayat kadar yayınlanan programlar da naifti benim için. 

Ödevlerimi yaptıktan sonra odama kapanıp saatlerce yazı yazmak. Sevgili günlük diye başlayan, sonraları defter defter anılarımı biriktirdiğim yazılar yazmak. Şimdi yazmak istediklerimin hepsi aklımda kalıyor ne yazık ki. Kendime vakit ayırıp yazamıyorum nedense. 

Biraz daha geçmiş geliyor aklıma, altı-yedi yaşlarındayım. Bebek evimle oynuyorum, yan odadan odama müzik sesleri geliyor, fonda Sezen çalıyor. Çünkü iki ablam var ☺ Şimdi kızımın bebek eviyle birlikte oynarken ya da o tek başına oynarken müzik dinlemek ister misin? Diyorum, amacım ‘o’ esnada duyduğu sesleri yıllar sonra duyduğunda ‘o’ anları hatırlaması. Çünkü ne zaman bir yerlerde Sezen ‘Haydi gel benimle ol, oturup yıldızlardan…’ diye şarkı söylemeye başlasa altı yaşıma geri dönüyorum. 

Ah ama en güzel hatıralar bahçede oyun oynadığım zamanlar arkadaşlarımla. Bizim apartmanın bahçesinde top oynamak, saklambaç sırasında çanak çömlek patladı diye bağırmak. Yere çizdiğimiz *seksek ile tek ayak üzerinde zıplamak. Sonra yan apartmanın bahçesine geçip kocaman gövdesiyle bize her türlü oyun için zemin hazırlayan badem ağacına tırmanmak. Kocaman dallarında bembeyaz çiçekleri ile bana hep umut veren o badem ağacı. En sevdiğim oyun ise çıkabildiğim kadar yukarı çıkıp  astronotçuluk oynamaktı. Hala ne zaman baharı müjdeleyen bir badem ağacı görsem beyazlar içinde, kurduğum hayaller ayaklarımı yerden keser. 

Geçtiğimiz aylarda bir hafta sonu sınavdan eve dönerken yürümek istedim. Sınava girdiğim okuldan çıkıp eve doğru yürürken yolum eski evimizin önüne düştü. (Hatta bilerek yolu uzatmış olabilirim☺) 

O yollardan geçerken yüzümde hafif bir tebessüm, gözümde belli belirsiz bir yaş, hayır hüzünden değil çocukluğuma duyduğum şükrandan. Kendimi o semtte sonsuz güvende hissetmem. Evimizin önünde durup, bedenen otuz küsür olan yaşımın ruhen altıya inmesi.  Hayatımın en büyük kaybını o evde vermiş olmama rağmen annemin orayı bizim için hep güvenli bir kale gibi koruması. 

Şimdi kendi evimde, yol arkadaşımla kendi kalemizi koruyup kolluyoruz, kızımıza ve bize muhteşem olmanın yanı sıra unutulmaz anılar bırakmak için. Günün birinde bunaldığında kaç yaşında olursa olsun altı yaşına geri dönebilsin diye. Kulağına bir müzik çalındığında bebek evinin içine atlayan kedimiz aklına gelsin diye, dünyanın neresinde bir makarna yese biz babamla makarna hamurunu kendimiz yapmıştık diye hatırlayabilsin, onu çok kızdıran bir olay olduğunda, şimdi bize kızdığında yaptığı gibi evin en ücra köşesine saklanabilsin diye.

Hepimizin bazı anlarda çocukluğuna geri dönmesi gerekiyor ki geleceğe daha da umutla sarılabilelim. Hayat şartları bizi ne kadar zorlasa da hayallerimin hep var olmasını sağladığın için çok teşekkür ederim canım çocukluğum☺ ailemden sonra elimdeki en kıymetli hazine sensin. 

*Geçen gün Yağmur okulda seksek oynadıklarını ama hep 3 geldiğini söyledi. O ne demek diye sorduğumda taşı atıyoruz hep üçe denk geliyor başka sayıya gelmiyor dedi. Kahkahama hakim olamayıp bir süre güldükten sonra nasıl seksek oynanır mutfağın yer taşlarında eşimle gösterdik. Sıra ile atmaları gerektiğini bilmiyormuş akıllarını yediklerim

Yaprak Karaman