KategorisizYaprak KaramanYazarlar

Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftasına Dair…

IMG_4331

Mayıs ayı, çiçeklerin açması, kuşların şakıması, yaz tatili planlarının yapılmaya başlanması, bebelerin okullar ne zaman kapanacak diye iki günde bir sorması, fazla kiloların dert olması gibi birçok şeyi içinde barındıran tatlı bir ay.

Aynı zamanda son dört yıldır @uykusuzanneler kulübünün* başlattığı Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası’nı da içinde barındırıyor. Lohusa depresyonu, belki de yıllardır çoğu kadının yaşadığı ama nedense içinde bulundukları ruhsal değişimler sonrasında, birçok insan tarafından  ‘şımarıklık’ olarak algılanan bir süreç.

Anneliğe yeni adım atan bir kadının hamilelik sürecinde fiziksel ve ruhsal anlamda yaşadığı bütün değişikliklerin doğumla birlikte bittiğini sandığı, aslında her şeyin yeni başladığı o an. Ağır ağır hareket etmeme sebep olan, aldığım onca kilonun sonrasında doğumla birlikte adeta yavru bir ceylan gibi koşacağımı zannetmemle, yattığım yerden kalkamadığımı fark ederek Japon çizgi film karakterleri gibi ağladığım o süreç benim için (Sezeryan doğum evet!). Çektiğim acı sonrası anneme dönüp ‘sana yaptığım her şey için özür dilerim’ demem ve annemin ‘doğuralı iki gün oldu, özür dilemek için bence acele etme’ demesi ile daha ne kadar zor olabilir diye düşünmem.

Yaşadığım anları (ki başka bir yazıya konu olurlar) teker teker anlatmak değil bu yazıyı yazmak istememe sebep. Yazıyorum çünkü hislerimiz ortak biliyorum. Bir ben değilim bunu yaşayan biliyorum ama tek olmamam bu konuda yaşadığım şeylerin değersiz olduğu anlamına gelmiyor bunu da biliyorum. 

Çaresizlik, korku, endişe belki haddinden fazla neşe yaşananlar. Bu süre zarfında yeni anne olan kadın bir süre bana ne oluyor diye soruyor kendine. Kendine soruyor çünkü başkasına sorarsa alacağı tepkiden çekiniyor. Biz genel olarak yardımcı değil yargılayan bir milletiz. “Derdini söylemeyen derman bulamaz.” gibi bir atasözümüz olmasına karşın, dertliyi intiharın eşiğine kadar sürükleme potansiyeline sahibiz. 

Çok uykusuzum diyen anneye daha bu ne ki hele bir dişleri çıkmaya başlasın bak bakalım uyuyor mu? Diyenler, emzirmeyi yeni öğrenmeye çalışan ve süt dolu göğüslerinin ağrısı ve yanması, kendisini buzdolabına kapatmak istemesine sebep olan annenin bir yanda, anneye ‘elleri’ ile yardım etmeye çalışan aile büyüklerinin bir yanda olduğu kalabalık sahneler, sütü yetmediği için bebeğine mama veren anneye küçümseyen gözle bakanlar, bebek ile ilgili en doğruyu aslında onu doğuranın bildiğini bir an unutup (annenin hiç bilmediği konularda destek almasından ya da yardım istemesinden bahsetmiyorum) sorulmadığı halde fikir beyan eden tanıdıklar ve daha neler neler….

Hal böyle olunca ne yaşadığını anlamaya çalışan kadın, çoğu zaman iş işten geçmeden kimseden yardım isteyemez oluyor. Ben şanslı olanlardandım en azından ne yaşadığımı biliyordum. 

Lohusa bir annenin, hayatındaki parlak ışıkların kapkara olmasına engel olmak için ona destek olan insanlara ihtiyacı var. Onu yargılamayan, dinleyen, elinden geldiğince yanında olmaya çalışan insanlara. Onu çaresiz görüp ay biz de yaşadık bunları abartma demeyen kişilere ihtiyacı var. 

Biraz hava almaya, saçını taramaya, beş dakikadan daha fazla duş alabilmeye özlemi var. Kendisinden mükemmel olmasını beklemeyen, onun zaten mükemmel olduğunu düşünen arkadaşlara, eşe, dosta ihtiyacı var. Lohusanın sadece anlayışa ihtiyacı var. Minicik hayat ışıklarını kucağına alan bütün anneleri kocaman öperim.

*http://www.uykusuzanneler.com/lohusa-depresyonu-farkindalik-haftasi-manifestosu/

Adresinden lohusa depresyonu farkındalığı ile ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz. 

Yaprak Karaman