Yaprak KaramanYazarlar

Oyun oynamak istemeyen yetişkinler, burda mısınız?

c

*Eğitimpedia çok sık okuduğum bir site, özellikle kitap önerileri kısmı çok keyifli. Geçen günlerde önerdikleri kitabı inceleyince aklıma gelenleri paylaşmak istedim. Oyun oynamayı bilmeyen yetişkinleri ve oyunu güzel bir dille anlatmış kitap. Kitapla ilgili kısmın olduğu linki yazının sonuna ekledim. Sizin de ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Yaz tatiliniz çok keyifli, bol oyunlu geçsin.

Çocukluğumu kaybettiğimi sanmıyorum ama doğru ben de oyun oynamayı bilmiyorum. Belki de benim çocukluğum başkaydı. Kızımın çocukluğu ile benim çocukluğum bu sebepten birlikte oyun oynayamadı uzunca bir süre. Ben çocukken yetişkin olan bir aile ferdi benimle hiç oyun oynamadı. Belki de oynadı ama benim hatırlayamayacağım kadar azdı bu oyun saatleri. Çünkü beynime ‘çocukken oyun oynamak anılarını getir’ dediğimde hatırladığım, odamda kendi oyuncaklarım ile tek başıma oynadığım. Burada anlatmak istediğim küçükken ben çok yalnızdım kimse benimle oynamadı değil. Aksine ağaçların tepelerine çıktığım, salıncakta sallanıp kim daha uzağa atlayacak yarışları yaptığım, suyun altında kaç takla atabildiğimizi bulmaya çalıştığım, bisikletle hırsız polis oynadığım şahane bir arkadaş grubum vardı küçükken. Anlaşılacağı üzere ben sokakta arkadaşlarla oyun oynamayı biliyorum. Evin içinde yetişkinle oynamayı değil.

Bu sebeple, küçükken, yetişkin bir aile ferdi ile oyun oynamadığım için, bir yetişkin olarak bir çocukla nasıl oyun oynamam gerektiğini de bilmiyorum. Böyle bir tecrübem olmadığı için oyun esnasında yaşı büyük olan ne yapar, oyunu nasıl kurar ya da o mu kurar yoksa çocuğa bırakıp talimatlara mı uyar hiçbir fikrim yok. 

Kızımın oyun kurup haydi oynayalım demeye başladığı yıllarda oyun oynamaya başladığımızda ben bütün talimatları dinleyen ama uymayan taraf oluyordum genelde. Çünkü sıkılıyordum. Şimdi bunu yapalım anne, sen burada dur ben şuradan geleyim. Sen veteriner ol, ben kedimi sana getireyim çünkü hasta olmuş benzeri oyunlar beni çok sıkıyor. Sonuç olarak, onun oyun oynadığımız için önce mutlu olduğu ama sonrasında ben mızıkçılık yapmaya başladığımda (ki bence mızıkçılık büyüklere has bir özellik) sıkıldığı bir süreç oluyordu birlikte oyun oynama zamanları. 

Bu yüzden çok uzunca bir süre bizim evde birlikte oyun oynamak demek kutu oyunu oynamak, birlikte resim yapmak, hamurla oynamak, balonu kim düşürmeden kaç kere sektirecek yarışı yapmak demek oldu. Çünkü ben, senaryoya değil, kurallara bağlı kalınan oyunları oynayabiliyorum☺  Ne kadar da sıkıcı geliyor kulağa böyle söyleyince. 

Yıllar geçtikçe, zaman değiştikçe, bizler çocuk gelişiminin ne kadar önemli olduğunu anlamaya başlayıp, özellikle oyun oynamanın küçük bir insanın dünyasını değiştirebildiğini öğrendiğimizde fark ettik sanırım aslında yetişkinler olarak oyun oynamayı bilmediğimizi. 

Çevremde benim gibi oyun oynamayı bilmeyen/beceremeyen arkadaşlarım olduğunu bildiğim için bunun bizim neslin sıkıntısı olduğunu düşünmeye başladım son zamanlarda. Odasında uslu uslu oynayan çocuklardık çoğumuz. Sokağa çıkamadığında tek başına oyun oynamayı bilen, ev halkının ayağına dolanmayan cinsten. Belki de bu sebepten ebeveynlerimiz ile iletişim sorunlarımız oldu ergenlik yıllarımızda. En saf halimizle kendimizi ifade edemediğimiz için onlara kavgalar, anlaşmazlıklar, gözyaşları kapladı etrafımızı biz büyürken. Bizi büyüten nesil bilmiyordu oyun oynamanın bir çocuğun kalbine girmenin yolu olduğunu. Hal böyle olunca bizim neslin bir önceki nesille arasında iletişim sorunu oldu galiba. (Kesinlikle bir genelleme değildir, sadece etrafımdaki gözlemler sonucu vardığım bir sonuçtur.)

Kendi kızımla bir iletişim problemi yaşamamak için onunla oyun oynamam gerektiğinin farkındayım. Başından sonuna hikâyeyi onun yazdığı, rolleri istediği gibi dağıttığı, sen şimdi kapı ol anne dese elimden geldiğince kapı olmam gerektiği oyunları da oynamalıyım. Bunun için elimden geldiğince çabalıyorum. Henüz bir kapı olmam istenmese de bebeklerini havuza sokmak için onlara mayo diken bir terzi olabiliyorum. Açtığı resim sergisini gezmeye gelen bir galeri sahibi, en iyi keki yapmayı öğrenmek için ustasını arayan bir çırak rolünü üstlenebiliyorum. Bu oyunlar sayesinde kurduğumuz bağ çok çok farklı. O esnada paylaşılanlar, konuşulanlar gün içinde ne yaptığının, nasıl bir gün geçirdiğinin ipuçlarını taşıyor çünkü. Ellerini kullanışı, bebekleri giydirirken gösterdiği sabır ya da yumurtaları kırmak için birbirine vururken ki hızı. Hepsi onun iç dünyasını yansıtıyor. Çok kıymetli anlar.

Yıllar sonra o ergenlik dediğimiz korkulu rüya kapımıza dayandığında konuşmayacak çünkü bizimle. Kendi olmak isteyecek, tek başına kalmak isteyecek. Çık kızım da yüzünü görelim diyeceğiz belki de. İşte çıkıp da yanımıza geldiğinde onun nasıl olduğunu anlamak için yüzüne bakmamız yetecek diye düşünüyorum. Yemek yerken kaşığı tutuşundan, suyu bardağa döküşünden anlayacağız iyi mi kötü mü olduğunu. Şimdi onunla oyun oynarken kurduğumuz bağ yıllar sonra bizi birbirimize daha çok bağlayacak. 

Ben ve eşim elimizden geldiğince kızımızla oyun oynamaya çalışıyoruz. Elbette her gün değil. İnsanız, nihayetinde yorgun, kızgın, hasta hallerimiz de var tabii ki. O yüzden diyorum ya elimizden geldiğince diye ama oyun oynamak için bir yolunu bulmaya çabalıyoruz. İşin aslı onun bize oyun oynamayı öğretmesini izleyip onunla kendi çocukluğumuzu büyütüyoruz. Bu yaşımızda onun bize yol göstermesine minnet duyuyoruz.

Anne- baba olmak, benim için hep çabalamak demek; çabalarken hep içindeki bitmeyen kaygıyla ona yol göstermeye çalışmak. Bizden olup doğmasına rağmen, bizden başka bir ruhu başka bir kişiliği olan küçük bir insana yaşam koçluğu yapmak demek. İyiyi doğruyu göstermek, yanlışı kötüyü anlatmak ama karar aşamasında onu uzaktan izlemek demek.  İşte bunların hepsini aslında onunla oyun oynayarak yapabiliriz, bu kadar kolay canının parçasıyla iletişimde olmak. 

Oyun oynayalım sokaklara çıkıp zıplayalım, yastıklardan kaleler yapıp ejderhalardan kaçalım, çimenlerde çıplak ayak top oynayalım. Bizim oyun oynamayı bilmeyen çocukluğumuzla tabiatları gereği ‘oyuncu’ olmak için doğmuş yavrularımız hep birbirlerine iyi gelsin hep birbirlerine derman olsun. ☺

*https://www.egitimpedia.com/haftanin-cocuk-kitabi-annemin-cocuklugu-nerede/

Yaprak KARAMAN