SöyleşiYaprak KaramanYazarlar

Öğreten kitaptan uzak durun!

cocuk-yazar-222

Edebiyat öğretmeni olan Murat Moroğlu, Fide Okulları’nda yaratıcı drama eğitmenliği yapıyor. Aynı zamanda www.egitimpedia.com yazarı olan Murat Moroğlu, Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama alanında tezsiz yüksek lisanstayken Prof. Dr. Sedat Sever ile Nitelikli Çocuk Edebiyatı dersi (2012) sırasında “Nitelikli Çocuk Edebiyatı” alanına ilgi duymaya başlamıştır. Yaratıcı Drama ve Nitelikli Çocuk Edebiyatı alanında atölyeler ve söyleşiler gerçekleştirmektedir. İlki “Bana Hayallerini Anlat”, ikinci kitabı ise “Yola Düşmek” okurları ile buluşmuş kitaplarıdır.

Sevgili Murat Moroğlu, Moi Çocuk yazarı ve içerik üreticimiz Yaprak Karaman’ın sorularını yanıtladı. Moi Çocuk ailesi olarak yüreğine dokunduğu ve daha nicelerine dokunacağı çocuklar adına teşekkürü borç biliriz…

Yaprak Karaman: Benim sizi tanımam Eğitimpedia’da yazdığınız yazılar sayesinde oldu. Kitapları inceleme şekliniz ve çocuklara öğreten kitaplar değil merak uyandıran kitaplar okunmalı demeniz çok ilgimi çekti. Nedir bu merak uyandıran kitap?

Murat Moroğlu: Eğitimpedia ülkemizin önemli ve bakılan, takip edilen ve yazılarının okunduğu bir site. Gerek eğitimcilerin gerek anne-babaların yararlandığı yazılar yazmaya çalışıyoruz. Ben çocuğun aklına ve hislerine güvenilmesi gerektiğini düşünen biriyim.  Çocuk için “gerekli ortam, araç-gereç” sağlandığında yaşı kaç olursa olursun bireyin farkındalık sürecinin olumlu ölçüde etkilendiğini biliyorum. Dolayısıyla çocuğu sanatla, yaşamla, sorunlarla ve çözümlerle beslediğimizde onların neden-sonuç ilişkisi içerisinde kendi çıkarımlarını yapabilecekleri kesindir. Öğreten kitap, çocuğa ne yapması gerektiğini ne yapmaması gerektiğini, neye inanıp-inanmaması gerektiğini, neye saygı duyup-duymaması gerektiğini ve nasıl bir insan olması gerektiğini anlatan kitaplardır. Yani çocuğun anlam evrenine, tercihlerine ve kararlarına hükmeden kitaplardır. Bunlar çocuğa inanmayan çocuğun bir sonuç çıkarabileceğine dahası çıkarsa bile o sonuca o tercihe saygı duymayan kitaplardır. Ancak bir kitap sorunu ya da fark edilmesi gerekeni ortaya koyar ve çocuğun kendi tercihini kendisinin yapmasına olanak verirse ve buna saygı duyarsa o kitap ve yazar anlamlı ve öğreticilikten uzakta bir yapıdadır. Çocuğun bazı şeyleri kendisinin fark etmesi için de ölçütlerden bir tanesi “merak”tır. Çocuğun merakını tetikleyecek, kitabı okurken ya da resimlerine bakarken yaşamla bağ kurmasını sağlayacak, ayrıca sonucu kesinlikle çocuğa bırakacak kitap, merak uyandıran kitaptır.

Yaprak Karaman:  Edebiyat öğretmenisiniz, uzun zamandır ‘Nitelikli Çocuk Edebiyatı’ alanında çalışıyorsunuz. ‘Nitelikli Çocuk Edebiyatı’ nedir? 

Murat Moroğlu: Çocuğa göre yazılmış, çizilmiş, çocuğun yaşamla ilişkisini kurmaya katkı sunmuş, toplumsal yönden, dil gelişimi açısından çocuğu geliştirmiş ve aynı zamanda yetişkine de hitap etmiş edebiyattır. Son yıllarda özellikle çevirilerle ülkemizde tanınırlığı artmaktadır. Eskiden aileler çocuklarına “Oku da, ne okursan oku!” derlerdi. Ben de şimdi her seminer ya da söyleşide “Her çocuk her kitabı değil, nitelikli kitabı okumalıdır.” diyorum. Nitelikli çocuk edebiyatı ürünleri her şeyden önce bireyin sorgulama yanını güçlendirir. Kendine ve çevresine yönelik farkındalığının gelişmesine yardımcı olur. 

Yaprak Karaman: Bir çocuk kitabının dili neden önemli? Bütün çocuk kitapları çocukların dil gelişimini destekler mi hakikaten? 

Murat Moroğlu: Sözcüklerin ve tümcelerin yazar tarafından düşünülerek, çocuğun dil estetiğine katkı sağlaması yazarların, editörlerin ve yayınevlerinin temel amaçlarından bir tanesidir/olmalıdır. Çocuklara fark ettirilmek istenen konu ya da düşünce yazar ve editörlerle estetik bir dil süzgecinden geçirilerek çocuklara ulaştırılmalıdır. Bu ulaşma yolu da örneğin Türkçe’deki tüm tümce yapısıyla olabilir. Birçok eğitimci ya da çocuk kitaplarıyla ilgilenenler çocuk kitaplarındaki tümcelerin sadece “kurallı tümce” ile yazılması gerektiğini düşünür ve söyler. Bu düşünce doğru olmakla beraber eksiktir de. Çünkü dil gelişimi sadece ve tek “kurallı tümce” ile olan bir kazanım değildir. Devrik ve soru tümceleri de bu kazanıma ciddi ivme kazandırabilir. Ayrıca küçük yaşta birçok tümce yapısıyla tanışan bireylerin “şiiri” anlama becerisi de anlamlı bir şekilde desteklenir. Sözcük dağarcığının gelişimi, tümce kurma becerisi gibi birçok anlamda çocuğu destekler nitelikte olmalıdır, edebiyat yapıtındaki dil. 

Yaprak Karaman:  Peki, aileler nelere dikkat etmeli çocuklarına kitap seçerken?

Murat Moroğlu: İç yapı ve dış yapı diye ayrılan iki noktanın içinde de birçok ölçüt var. Burada birkaç tanesine değinmeye çalışayım. Nitelikli bir kitabın ön ve arka kapak görselinin bütünlüğü olmalıdır. Kitabın adını okuyunca içeriğine dair fikirler zihinde oluşmalıdır. Ayrıca ön ve arka kapaktaki görseller, kitabın sayfaları arasında mutlaka olmalıdır. Sayfaların dikişle ya da yapışkanla birleştirilmiş olması zımba yöntemine göre daha sağlıklıdır. Çizimleri mutlaka farklı, yaratıcı ve çocuğun anlam evrenini genişletebilecek nitelikte olmalıdır ve mutlaka bir sanatçı tarafından çizilmelidir. Ayrıca öykü sakin, doğal başlayıp, sorun yani çatışma verilip öykünün sonuna doğru ise çatışma bitirilip ya da bitirilme umuduyla öykü sonlanmalıdır. Nitelikli çocuk edebiyatı alanı ve benim için önemli ölçütlerden bir tanesi de kitabın okuyucuya “ÖĞÜT VEYA DERS VERMEMESİ”dir. Daha birçok ölçüt var ancak bunlar bu söyleşiyi okuyanlar tarafından hızlıca yaşama aktarılabilecek ölçütler diye düşünüyorum.

Yaprak Karaman: Sizin de yazdığınız iki kitabınız var. İlk kitabınız ‘Bana Hayalleri Anlat’. Bir çocuk için hayal kurmak neden bu kadar önemli sizce?

Murat Moroğlu: Hayal kurmak demek, bir amacım var demek gibi geliyor bana. Amacı olan kişi de o amaca ulaşmak için plan yapar, düşünür, sorgular ve harekete geçer. Bu özellikler günümüz insanında olması gereken ancak eksik özelliklerdir. Hayalini kuran ve gerçekleştiren bireylerin yaşama daha mutlu daha sağlıklı baktığını ve yaşamı bu yönden anlamlı kıldığını düşünüyorum. Hayal kurmak ve gerçekleştirmek insanı güçlü ve özgüvenli de yapar. “Yapabildim yine yapabilirim ya da yaparım sonucuna ulaştırır. Tersinden bakarsak da yapamadım, neden yapamadım, sorun neredeydi, bir dahakinde nasıl yol almalıyım” gibi sorgulamaları beraberinde getirir. Kendi sorgulayan birey ise gelişime ve eleştiriye açık bireylerdir. Hayal kurmak estetik bireyi, estetik birey de estetik toplumu yaratır. 

Yaprak Karaman: Diğer bir kitabınız ‘Yola Düşmek’. Çocukların düş dersleri için bir yolculuk rehberi yazıyor kitap tanıtımında. Düş dersi çok hoş bir tanım. Müfredatta böyle bir ders olabilseydi, bir öğretmen olarak nasıl olsun isterdiniz?

Murat Moroğlu: “Düş dersi” söz öbeğini ben de çok sevdim. İnsanın içinde umuda dair bir gülümseme yayıyor. Gergedan Yayınları’nın sevgili editörü Şehnaz Helvacılar yazmıştı tanıtım yazısını. Belki o daha net cevap verebilir. Ancak yine de şöyle söyleyebilirim: düş kurardım çocuklarla… Yaşama dair, savaşa ve barışa dair, toplumsal sorunlara dair, mültecilere dair, sınırlara dair… ‘Bu düşleri nasıl gerçek kılabiliriz’i konuşurdum onlarla. Düş kurmanın bireye etkileri, bireyin topluma etkilerini konuşurduk önce. Belki bir düş fabrikası kurar, düş kurmayanlara ürettiğimizi düşleri satabilirdik, verebilirdik, değiş-tokuş yapabilirdik. Düş kurmanın adımlarını çıkarıp bunu yetişkinlere ve siyasetçilere anlatabilirdik. Düş kuran insanların neden düş kurduklarını sorgulardık… 

Yaprak Karaman: Günümüzde Düş Dersleri yerine Drama Dersleri var ve birçok okul da giderek daha fazla programına ekliyor drama derslerini. Siz de özel bir okulda yaratıcı drama öğretmenliği yapıyorsunuz. Bu dersler nasıl geçiyor, bir çocuk için neden gerekli bu ders onun hayatında neyi değiştirir/geliştirir?

Murat Moroğlu: Yaratıcı drama atölyelerini ben “bireyin kendisine ve çevresine karşı farkındalığının arttığı” çalışmalar olarak görüyorum. Çocuklar oyunlarla ve canlandırmalarla yaşamı keşfetmeye ve sorgulamaya çalışıyor. Ben uzun zamandır yaratıcı drama atölyelerinde hiçbir şey öğretmiyorum. Öğretmek için yaratıcı dramayı kullanmıyorum, fark etmesi için, sorgulaması için ve neden-sonuç ilişkisi kurabilmesi için yaratıcı dramayı kullanıyorum. Oyun oynayarak, canlandırmalar yaparak, nitelikli çocuk kitapları okuyarak ve düşüncelerimizi ifade ederek geçiyor atölyeler. Fide’de yaşama dair hayal kuruyoruz, değiştirmeye  ya da nedenlerini ve gerekçelerini çıkarmaya çalışıyoruz yaşamın. Ortaokul grubuyla birkaç atölye çalışmasında anne-babaların, Fide’deki öğretmenlerin ve öğrencilerin olumlu ya da olumsuz davranışları üzerinde çalışmıştık. Çocuklar bu atölyelerde sürecin çok içindeydi ve sonrasında konuştuğumuzda özeleştirilerini yapmışlardı. O özeleştiri sürecinden sonra yaşamlarına ne kadarını aktardılar bilmiyorum ama bireyin kendisini eleştirmesi bile önemliydi. 

Yaprak Karaman: Nitelikli çocuk kitaplarıyla karşılaştığımdan beri klasik masalları sevmiyorum demiştiniz bir yazınızda. Ben hiçbir zaman sevmedim ve anlatmadım kızıma çünkü günümüze uygun olmadıklarını düşüyorum. Fakat masal anlatabilenler, masal dinleyen çocuklar bunlar çok kıymetli ve zor bulunan anlar, sizin bir öneriniz var mı günümüz masalları/masalcıları nasıl olmalı?

Murat Moroğlu: Masal ve anlatıcıları günümüzde daha da anlam kazanmış gibi duruyor. Tabii “kirlilik” beraberinde geliyor. Eğitimini alan/almayan, felsefesini bilen/bilmeyen birçok kişi masal anlatmaya başladı. Masal anlatıcıları toplumsal cinsiyete, ezen-ezilen ilişkisine, toplumsal konulara, Türkçe’ye dikkat etmek zorundalar bence. Bu konulara dikkat eden masallar seçmek ya da eleştirel yaklaşmak bana anlamlı geliyor. Masal anlatıcısı, toplumsal gerçekliği bilmeli, ülkenin ve dünyanın siyasi sürecine hakim olmalı ve en önemlisi de politik bir duruşu olmalı. İletişime açık ve iletişimi güçlü, bedenini kullanabilen, doğaçlama yönü ve kendiliğindenliği yüksek özellikler masal anlatıcılarının önemli özellikleri.

Yaprak Karaman:  Son olarak en çok merak ettiğim konu ‘Bir Bavul Kitap’. Nasıl başladı, neler yaşandı, nerelere geldi, nerelere gidecek? 

Murat Moroğlu: “Bir Bavul Kitap” garip bir yolculukta. Birçok yere gitti birçok yere de gidecek gibi… İnsanları rolleri ve statüleri ne olursa olsun nitelikli kitaplarla buluşturmayı veya o buluşmaya katkı sunmayı seviyorum. Nitelikli kitapların yetişkinleri nasıl etkilediğini defalarca gözlemledim. Çizimleriyle, tümceleriyle, anlatmak istedikleriyle… Fark ettim ki bu alan çok bilenen bir alan değil, insanlar nasıl kitap seçeceklerini tam anlamıyla bilmiyorlar tabii bazıları. Ben de gidip onlara bunu anlatıyorum. Eski bavulun içinde yaklaşık yetmiş kitap var. Zaman zaman bu kitapların bazıları değişiyor. Yani günceli takip ederek eklemeler ya da çıkarmalar yapıyorum. Bir Bavul Kitap, ama aslında o iki bavul, üç bavul olur… Hayalim her okulda bir bavul nitelikli kitap olması. Ekonomik nedenlerden dolayı biraz zor ama ilgi çekici olduğuna inanıyorum. Zaman zaman bir arayış içine giriyorum bunun büyük bir proje olmasını, destekleyicilerinin olmalarını ve okullara, üniversitelere bavul içinde kitapların gitmesini hayal ediyorum. İnsanların bavulun içinden kitap alarak okumaları farklı bir hava getirecektir diye düşünüyorum. Klasik kütüphane ve kitaplığı tabii ki karşıma almıyorum ama bavul ilgi çekici olabilir. Her şey Sevgili Hocam Prof. Dr. Sedat Sever’le başladı. Yüksek Lisansta ondan ders almaya başladım. Bir yıl boyunca birçok kitap okuduk belli ölçütler eşliğinde. Daha sonra bu kitapları yaratıcı drama atölyelerinde kullanmaya başladım. Çocukların bu kitaplarla birlikte yaratıcı drama sürecine daha iyi girebildiğini fark ettim ve sonrasında atölyelerde hep nitelikli kitaplar kullandım. Bunu eğitmenler arasındaki eksikliğini, söyleşilerde fark edince bu defada öğretmenlerin nitelikli bir kitabı oyunlar ve canlandırmalar eşliğinde öğrencilerle farklı bir şekilde nasıl işleyebileceklerini düşündüm ve bir kitap eşliğinde yaratıcı drama programı hazırladım. Bu program on iki saatlik bir program. Geliştirilebilir, azaltılabilir ki yine de yeterli olmayacaktır. Çünkü eğitim sürecinden sonra insanların mutlaka yeni kitapları almaları ve eğitim süreçlerine dahil etmeleri için sürekli kafa yormaları gerekiyor. Birkaç saatlik atölye çalışmasıyla yeterlilik kazandırılamaz diye düşünüyorum. Bunu eğitim programını tamamladıktan sonra farklı şehirlerden ve insanlardan talep gelmeye başladı. Elimden geldiğince fırsat buldukça gidip paylaşmaya çalışıyorum. Öğrenciler, öğretmenler, anne ve babalar özellikle ilgi gösteriyorlar. Ben bavulu ve kitapları Edip Cansever’in Yerçekimli Karanfil şiirine benzetiyorum: “Karanfil elden ele…”

Bir Bavul Kitap umarım daha birçok yere giderek, çocukların nitelikli kitaplarla buluşmasına olanak sağlar. Bazen engelleyici unsurlarla karşılaşıyorum. Bürokratik engeller, kişisel engeller, engellemeler oluyor. Sanırım daha da artacak gibi… Ama dedim ya bir hayalim var… Bazen zorluklar olur insan yaşamında… Vazgeçmek ya da geçmemek sizi bir adım öne çıkaran noktalardır. Şimdilik insanlara bavulu ulaştırmaya devam etmek istediğimi biliyorum ama…