Ayhan YalçınkayaYazarlar

Turquinho korkuyu görmeye başladı!

IMG_7651

3 yaşın en önemli gelişmesi korkular oldu. 

Turquinho’nun korkuyu hissettiğini görmeye başladı!

Tanımaya, tanımlamaya ve konuşmaya. 

Doğduğundan bu yana en ciddi diyaloğumuz bu konudan geldi.

*

Hafta bir görüştüğümüz bir çift var. İspanyol asıllı bir baba ve Brezilyalı bir anne.

Turquinho’dan 1 yaş büyük oğulları ve 1 yaş küçük ikizleri var.

Bizimki tam ortada. 

Bazı şeylerde büyük oğlanla iyi anlaşıyor bazılarında da küçük ikizlerle. 

Anlaşamadığı şeylerde de durum aynı. 

Zaman zaman bir ihtiyacımız olduğunda biz Turquinho’yu onlara bırakıyoruz. Bazen de onlar çocukları bize…

Yine bir gün öyle bir durum oldu.

Oğluşla evdeydik. Acil bir durum yüzünden çocukları bize getirdiler. 

Ben ve 4 çocuk!

Ev o anda sirke döndü. 

Bütün kapı ve pencerelerden, esen rüzgar gibi, girip girip çıkan, uçuşan çocuklar.

Her zamanki gibi çok mutlular.

Birlikte olmaktan, birlikte oynamaktan.

Patlamış mısırlar, kurabiyeler, meyve suları…

3 saat böyle geçti.

Sonra bu buluşmaların olmazsa olmazı ‘kavga’ çıktı.

Çıkmak bile değil aslında, direkt sonuç. 

Turquinho ağlamaya başladı!

Birbirlerine top gibi attıkları bir oyuncak vardı. 

Hafif ama köşeli. 

Büyük oğlan görüş alanımdaydı. 

Ama Turquinho’yu görmüyordum. 

Attı ve aynı anda bizimki ağlamaya başladı.

Kafasına gelmiş.

Hafif kızarıklık ve bir çizik.

Ağla, ağla, ağla…

Daha dikkatli olmalarını söyledim. 

Hemen başka bir oyun bulup kaldıkları yerden devam ettiler. 

Sonra anneleri geldi, çocukları aldı. 

*

Ertesi gün bisikletle okula gidiyorduk. 

Yol muhabbetimize Turquinho başladı:

“Baba biliyor musun dün oyuncak başıma çarptı!”

(Sanki ağlarken sarıldığı kişi ben değilmişim gibi.)

“Acıdı mı?” dedim.

“Çok acıdı”

“Çok korktum”

İlk defa korktuğunu söylemişti. 

Uzun zamandır kafamın içinde böyle bir kargaşa hissetmedim sanki;

Bir yanım bütün doğanın ötesine geçip onun bir daha asla, hiçbir şeyden korkmamasını sağlamayı dilerken 

diğer yanım bunun çok özel ama çok da normal ve hatta gerekli olduğunu söylüyor.

Kafamın içinde dönen savaşı ses tonuma yansıtmamaya çalışarak

“Biliyor musun ben de korktum” dedim.

“Sen de mi korktun?” diye sordu. 

Şaşırdı.

“Evet oğlum, herkes korkabilir.”

“Annem de korkar mı?” diye sordu.

“Herkes ama herkes korkabilir” dedim.

Bu belkide onunla yaptığımız en derin sohbetti. 

Kısaydı ama çok ciddiydi.

Dünyada yaşamın yepyeni bir yanıyla tanışmıştı.

Bazılarımızın içinde giderek büyüyüp kişinin hayatını mahvedebilecek güçte olduğu gibi dahiyane fikirlerin de çıkmasına sebep olabilen bu his. 

Bazılarımızın hayallerini gerçekleştirmesine sebep, bazılarımızın ise hayallerini başlamadan bitmesine sebep.

Ve daha neler neler.

İlk paylaşımdan korkunun normal olduğu dersi çıktı. 

Şimdilik yeter bu.

Eminim gelecekte korkularla ilgisi olan başka şeyler de yaşayacağız ve onlar da oğluşun bu hisle ilişkisini 

-dolayısıyla yaşamla ilişkisini-

şekillendirecek.