KategorisizÖzge Özay SökmenYazarlar

Corona Günlerinde Sabır

80d0e27b-2516-4de4-b097-3eb712a4cff2

Bir zaman gelecek, vaka sayıları tek basamaklı rakamlara düşecek ve kısıtlamalar yavaş yavaş kaldırılacak. Dünya’da ise ikinci dalga dedikleri zaman dilimi başlayacak. Okullarınsa açılması planlanan zamana denk gelecek. Ülkelerin, şehirlerin sınırları kapatılmaz ise, kısıtlı geçiş sistemi uygulanmazsa yayılım yeniden başlayacak. Yani her halükarda önümüzde bizi ve çocuklarımızı  pandemi ile dolu yıllar bekliyor. Bu yıllar için hazır mıyız peki, bu soruyu hiç kendinize sordunuz mu?

Ülkedeki kısıtlamalar başlamadan önce yeni kurduğumuz ve 6 ay sonra meyvelerini toplamaya başladığımız bir girişimimiz vardı. Tam gazımızı alıp yaz tatilini fırsata çevirip zıplama yapacağımız bir dönemdeydik. Heyecanım tamdı, çocuklar okula gidiyor ben evde kendime ayırdığım köşede, ev ayakkabısı, ev kıyafetleri ve hafif makyajla ev-ofisimde çalışıyordum. Çok yemek yapmayı sevmediğim, ev işlerini sevmediğim için kaça kaça o işleri bir yerlere sıkıştırarak yaptığım bir rutinim vardı. Yıkanmayan bir bluzumu o gün giymesem de olur diyordum. İhtiyaç duyduğum kadar iş mantığındaydım. Çocukları alıp eve geldiğimdeyse mesaim bitmiş olurdu. Sonrası yemek, ödev, masal kapanış.

Şimdi ise artık bir girişimim yok, mesaim yok, kendime özel bir zamanım yok, kocaman ailem, sağlığım ve FaceTime, Zoom ile sosyalleştiğim insanlarım var. Oturduğum yerden akşamları katıldığım eğitimlerden P4C 1. Seviye Çocuklarla Felsefe Eğitmen Eğitimi sertifikam var, yazmaya gönül vermiş birçok insanın bir arada olduğu SanalYazıEvi’m var. Bazen bunlardan da kaçtığım hiçlik anlarım var.

Daha aktif, sadece dört duvar arasında çokça yorulduğum, sabrımın çokça sınandığı, ev işleri, yemek vs ile geçen günlerimi idrak etmem 42. günde gerçekleşti. Bir sabah kalktığımda gözümü açtığımda, aileme varlıklarına şükredip çocuklarımla daha çok vakit geçireceğim bundan da haz duyma erginliğine birden erişeceğim bir sabaha uyandım… Hayır. Tabii ki değil. Bu yazının devamı böyle olmayacak. Bunu bekliyorsanız hemen bu sayfadan ayrılın derim. Çünkü ben size gerçekleri anlatacağım…

Hazırsanız başlıyoruz. Bu süreci bir farkındalık aracı olduğunu anlatan uyaranlardan çok sıkıldım. Her yerde fırsat bilelim, kazanım eylemleri yapalım, yoga yapalım, boş durmayalım, eğitimler, seminerler yapalım. Pandemiyi sadece bir aracı görme fikri beni biraz boğdu. Pandemi, çocukların, yetişkinlerin, kurumların, devletlerin, ülkelerin bu konuda hiçbir tecrübesinin olmadığı bir durum. Kimse ne yapması gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış, neyin sonuçlarının ne olacağını bilmiyor. Bu bilinmezlikte, hiçbir şey yapmamayı tercih etmek istiyorum. Bu hiçe yeni mesleğimiz ‘öğretmen ebeveyn’ olmayı da ekliyorum. Ben seçmedim, soran olmadı, ebeveyn olmakta bile zorlanırken öğretmen olmak neden? Hiçbir şey yapmasak biz zaten mutluyuz, büyüyoruz. Hepimiz büyüyoruz, öğreniyoruz. Kek yapmayı, ekmek yapmayı, makarna yapmayı, bazı şeyleri yapamamayı, yapamamanın verdiği eğlenceyi, kendimize alanlar yaratmayı, salonda “ŞENKLONK” üzerinde güneşlenmeyi, balkonu bahçe zannetmeyi, gökyüzüne dokunmaya çalışmayı, bahçeye yürüyüşe çıkarken, ördek anne-baba ve yavruları şeklinde bir nizamda yürümeyi, öğretilerimizin hepsini unutup yenileri inşa etmeyi devamlı öğreniyoruz. Biz bunca zaman çocuklarımıza, ‘paylaş, gülümse, nazik ol, sarılmak ister misin, dokunabilirsin, koklayabilirsin’leri öğretmedik mi? Şimdi de bunların yanlış olduğunu ve asla insanlara yaklaşmaması gerektiğini özellikle, yaşı ileri insanları gördüğümüzde yolumuzu değiştirmemiz gerektiğini, yiyeceğimizi paylaşmamamız gerektiğini, hiçbir şeye dokunmamamız gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Bunlar çok büyük öğretiler. Hepimiz için. Corona kaygısı diye bir şey yok bizimkilerde. Bizim sorunumuz anne-baba sabrı. Fena sınanıyorum. Sabırsızlığım, şu günlerde ‘yapmam, yemem, koymam, toplamam, sevmem, izlemem’lerle sınanıyor.

Hepimiz çok farklı konumlardayız, çalışmak zorunda olan, evde veya dışarıda, çalışamayan, işten çıkartılan, işini kapatan, maddi sıkıntı yaşayan, tek başına olan. Bütün hepimizin kaygısı ortak! Ne olacak? Bunun cevabını kimse bilmiyor. Benim için bu sorunun anlamı artık sadece, Corona ne olacak değil. Önümüzdeki yıllarda, ömürlerde, çocuklarımızın yetişkinliklerinde neler olacak? Nasıl bir ömür bekliyor onları ve bizi.

Hükümetler ekonomileri, bireyler tüketim alışkanlıklarını, değiştirmediği sürece, birkaç yılda bir biz bu kaygı çukuruna düşeceğiz. Çocuklarımız da… Ben bu süreç bittiğinde haklı olmak ve nazik olmak arasında seçim yapanlardan, nazik olan tarafta olacağım. Peki ya sen?

Özge Özay Sökmen