Ayhan Yalçınkaya

Tanışma


Bir şeyi ilk defa görmek değil sadece,

İlk defa yakından, uzun uzun görmek.

Keşfeden gözlerin bakışı!

Çok durumda görülür belki,

Ama ben beşini çok önemsedim;

Oğlumun, bu gezegenin baş aktörleriyle tanıştığı o beş ‘an’.

*

Sabahları güneşin doğuşunu izlemek için sahile gittiğimizde hayvanlar tanışmasına şahit oldum…

Her bir martıyı, gözleriyle nasıl takip ettiğini,

Kara batakların o sessizlik içinde gürültüyle sudan kalkışlarını,

Yem verdiğimiz güvercinlerin, serçeleri,

Ara ara gelen kargaları defalarca izledik birlikte.

*

Yaklaşık 3 aylıktı, okyanuslarla tanıştı…

Ellerimde yaşadı o an’ı.

Heyecanını, yüzündeki gülüşü gördüm.

Suya girmek için nasıl çabaladığını gördüm.

Yorulana kadar sudan çıkmadık.

Hiç unutmayacağım…

*

Toprakla tanışmasını gördüm…

Dedesiyle büyük bir bahçede saatler geçirdi.

İkisini izledim.

Otları yiyişini, taşların, dalların tadına bakışını,

Küçük ellerini toprağa sürtüşünü,

İkisinin de mutlulukla bana bakışını gördüm…

*

4-5 aylıkken şiddetli rüzgarı gördü…

Kollarını kaldırabildiği kadar kaldırdı.

Kafasını sola çevirdi,

Kahkahalar atıyordu,

Ellerini oynatıyordu,

Rüzgarın ona sürünerek geçmesi için.

Hızla giden arabanın camından ellerini, kafasını çıkartan insanlar yada bazı köpekler gibi.

Havayla tanışmıştı artık…

*

Ve yeni,

11 aylıkken ateşle tanıştık…

Ben kahve yaparken ocakta ateş görmüştür önceden.

Ama bu defa kendisi kadar kamp ateşini gördü.

Gecenin sessizliğinde ateşin sesini duydu.

Kor kırmızıya, alevlere bakıyordu.

Rüzgarla tanışması gibi ellerini kaldırdı yine.

Havaya değil bu defa, ateşe doğru.

Isı dalgalarını yakalıyordu eliyle…

*

O bakışları gördüm,

Baba olmanın en büyük keyiflerinden biri oldu bana;

O keşfeden küçük gözleri görmek,

O mutluluğu görmek,

O anlara şahit olmak,

Gelecek için heyecanlanmak…