Serpil Erol

İki çocuklu hayatın pembe ponponu değil gerçeği…

serpil

Aslında yazının başlangıcını bulabilsem, size anlatacak çok hikayem var. Ama işte giriş yolunu bulamıyorum. Normal hayatımda da böyleyim.
Tanımadığım birine gidip ‘merhaba’ deyip konuya girmekte zorlanırım hep. O yüzden gitmem. Gelen olursa da vallahi bırakmam. Ne sorduysa en ince ayrıntısına kadar yanıtlarım.
Kısa cümleli whatsapp gruplarının en uzun cümleli insanıyım. Moi Çocuk dergisi sahibeleri de geçen yıl sağolsunlar beni İstanbul annesi atadılar. İstanbul’da çocukla gidilebilecek yerleri anlatmamı rica ettiler.
Ama bana ayrılan küçücük yere zor sığdım. Uzun cümlelerimle başa çıkamayıp yazı tipi boyutlarını küçültmeye çalıştıklarında sonumun geldiğini düşünmüştüm, ama sağolsunlar daha güzel planları varmış.
Artık bana kocaman bir alan tahsis ettiler, yayla gibi geniş geniş takılmayı planlıyorum. Dergi kapanana kadar buralarda takılırım, ellemeyin beni.
Zaten iki küçük çocuğumu da hazır yeni okula vermişim, 6 senedir ilk kez evde yalnız kalmışım, boş zamanım bile olmuş.(yazar burada havada takla atıyor)
Eylül başında 6 yaşındaki kızım ilkokula başladı. Ama tabii ki hiçbir şey bu cümledeki kadar kolay olmadı. İki sene önce, eşimle beraber hangi ilkokulda okuması gerektiğiyle ilgili araştırmalara başladık.
Civardaki tüm okulları gezdik. Kimin çocuğu hangi okulda okuyor, kim hangi okula ziyarete gitmiş, hangi okulun tanıtım toplantısı ne zamanmış, fiyatları neymiş, ingilizce kaç saatmiş, havuzu varmışmıymış?
Abartmıyorum aylarca süren araştırmalar sonucunda kızımızı eve en yakın okula yazdırdık. Ama en uzaktakini dahi ziyaret ettik. Bu arayış oldukça stresli olabiliyor sevgili anneler, babalar.
Allah yardımcınız olsun vallahi, biz artık kapattık o defteri. Size bu konuda tavsiye vereceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü en doğru kararı ikametiniz, öncelikleriniz, okuldan beklentileriniz, çocuktan umduklarınız, ekonomik gücünüz, psikolojik sınırlarınızla kendiniz vereceksiniz. Tek çare sizsiniz.
Biz şimdilik oğlumun ilkokul sürecine girmesine kadar konuyu açmayı düşünmüyoruz. Ama önde iyi kötü rotayı belirlemiş bir abla var, peşine takılır devam ederiz muhtemelen.
Eylül ayında kızımın oryantasyon sürecini 3,5 yaşındaki oğlumla beraber tamamladık. Her gün üç kişi okula gittik geldik. Zor bir dönemdi ama geçti bitti şükür ve kızım şu an çok mutlu. Bizim de en büyük beklentimiz buydu.
Kızım eylülde okula alıştıktan sonra oğlumla ekim ayını beraber karşıladık ve ekim ayı itibariyle oğlum da anaokuluna başladı.
Anaokulu arama sürecini yaşayanlara da allah daha da çok kolaylık versin. Çünkü çok daha minik oldukları için kesinlikle insanı zorlayan bir dönem.
Biz ailece kızıma anaokulu ararken delirme sürecini geride bıraktığımız için oğlan biraz hazıra kondu. Çünkü kızımın gittiği anaokulundan memnundum.
Bir haftalık oryantasyon sürecindeyiz şimdi. Sabahları beraber gidip, öğlen beraber dönüyoruz. Köy muhtarı gibi okulun girişinde oturup tüm öğretmenlere, velilere 4 saat boyunca laf atıp takılıyorum.
Çok da sıkılmadım açıkçası. İlk merhabalar atlatıldığı için gelene ”oo hoşgeldiniz, bugün nasıl oğlunuz, ağlıyor mu yine, vahvah” diye karşılamalar yapıyorum, üstün tecrübe ve fikirlerimi aktarıyorum. İyi yani mutluyum.
Belki sandalyemin önüne bir masa atarlar, beni de işe alırlar. Nasip bu işler.
Önümüzdeki haftadan itibarense evde yalnız olacağım. Çok heyecanlıyım. Yalnızken neler yapıyordum acaba diye geçmişimi sorgulayıp duruyorum.
Umarım çabuk alışırım yarım günlük yalnızlığıma. Önümüzdeki ay boş kalınca ne yapacağını şaşırmış bir annenin çılgın maceralarını okuyabilirsiniz belki burdan. Ütüleri bitirirsem çıldırmaya zamanım kalır eminim.
Size de bol bol mutluluklar ve ara ara kafa dinlemelik yalnızlıklar dilerim.

Serpil Erol
serpilgokyuz@hotmail.com