Özge Özay SökmenSöyleşi

SELEN BARANOĞLU; Basit ve Mutlu Yaşam; Bir annenin dönüşüm hikayesi

IMG_6061

Güler yüzüyle çalıştığı üniversitenin kütüphanesinde buluştuk. Ankara’nın son sıcak günleriydi. Çok keyifli bir fotoğraf çekimi ve röportaj oldu. Hep diyorum her röportaj yeni bir şey katıyor bana, her yeni insansa yeni bir ben…

Moi Çocuk: Selen merhaba, öncelikle kitapta bahsettiğin şu kavramı çok sevdiğimi belirtmek isterim ÇÖ ve ÇS… Bu kitabın fikir olarak ilk ortaya çıkışı ÇÖ mü yoksa ÇS dönemine mi denk geliyor?

Selen Baranoğlu: Merhaba Özge, kitap yazma fikri tam olarak ÇS dönemini tecrübe ederken kafamda belirdi. Aslına bakarsan, ilk çocuktan sonra kendime gelişim çok kolay olmadı. Çünkü kendime gelmem için önce kendimi kaybettiğimi anlamam gerekti. Kendimi kaybettiğimi anladığımda ise ilk dönüşümüm başladı farkındalıkla. Sonrasında yaşadıklarımı, yaşadıklarımın bende bıraktığı izleri ve kendimi yeniden keşfetme maceramı kaleme aldım.

Moi Çocuk: Kitap yazma fikri tam olarak nereden çıktı?

Selen Baranoğlu:  Aslında yazmak hayatımda bildim bileli var olan bir kendini ifade ediş tarzı benim için. Ben hep yazdım. Ama yazdıklarımı paylaşmak noktasına gelmem için en büyük motivasyonum, yaşadıklarımın başkalarının hayatına bir nebze de olsa ışık tutabilme ihtimaliydi. Yani hepimiz farklı hayatlar yaşasak da, benzer yollardan geçiyoruz annelik serüveninde. Bireyler olarak hepimiz farklı olsak da, yaşadığımız birçok insani duygu aynı. Ben de öncelikle “O zaman bana ışık tutan, beni rahatlatan çözümleri neden kendime saklayayım ki” diye düşündüm. Paylaşmayı seviyorum. Birbirimizin dertlerini bilmeden, birbirimize çare olamayız.

 

Moi Çocuk: Amacına ulaştın mı?

Selen Baranoğlu:  O kadar güzel geri dönüşler aldım ki, bence amacıma ulaştım. Bana geri dönüş olarak gönderilen mesajlar, yazılan e-postalar o kadar kıymetli ki, hepsini saklıyorum. Tabii bir de şu var, kitabı okuyup “Aa, ne var bunda, ben bunları zaten biliyorum” diyenler de var. Onlar da çok kıymetli. Herkesin aynı resme bakıp, aynı şeyleri görmesini hiçbir zaman beklemedim. Her kitabın zamanı vardır bence. Kimi zaman beni hiç etkilemeyen bir kitap, bir arkadaşımın hayatını değiştirebiliyor. Bu çok normal. Önemli olan gerçekten birilerine dokunabilmek, ama az ama çok.

Moi Çocuk: Sosyal medyada çok takip edilen ve sevilen bir hesabın var bunun sebebini neye bağlıyorsun?

Selen Baranoğlu: Bence insanların her zaman gerçeği görme hakları var ama çoğunlukla sosyal medya yüzünden bu haktan, farkında bile olmadan, mahrum bırakılıyorlar. Sanırım ben onlara gerçekleri pembe beyaz bulutlar içine sarıp, saptırmadan ama çok da acıtmadan gösteren paylaşımlar yapıyorum. Pozitif enerji de veriyor olabilirim. Ama çok da bilmiyorum açıkçası, bunu takip edenlere sormak lazım. Hem ben utanırım böyle sorulardan. Geçelim…

Moi Çocuk: Bu sadeleşme evresinde ailen seni nasıl izledi? Ne tepki verdiler?

Selen Baranoğlu: Ben şunu yaşayarak öğrendim Özge: önce sen, olmak istediğin kişi olmadan, bunu çevrenden bekleyemezsin. Kimse kimseyi zorla değiştiremez, dönüştüremez. Benim sadeleşme sürecim adım adım girdi hayatımıza. Ve girdikten sonra da hep güzel ve ferah izler bıraktı ardında. Bunu görünce zaten aile üyeleri de bu duruma adapte oldular. Eşimin ve çocukların tüketim konusunda çok daha fazla bilinçlendiğini söyleyebilirim bu süreçte. Kaldı ki, daha az alışveriş, daha az eşya kesinlikle bizim aileye hitap eden bir durum. Evde iki erkek çocukla çift kale maç yapabilmek için salonunun oldukça ferah olması lazım.

Moi Çocuk: Kitapta sadeleşme sürecini çok güzel ele alıyorsun. Bu senin hayatının bir kesiti değil mi?

Selen Baranoğlu: Tabii tabii. Kitapta anlattığım her şey birebir kendi yaşadıklarım zaten. Hiç “şöyle olmalı, böyle yapmalı” gibi laflarla ahkam kesmeyi seven biri değilim. Bir şeyi yaparım, işe yararsa direkt paylaşırım. Bence bu yüzden bu kitap insanlara samimi geldi. Yazdıklarım bizim evde olanlar, yaşadıklarım ve baş etme yöntemlerim.

Moi Çocuk: Her hafta sonu kendisini dışarıya atan, sabahtan akşama kadar dışarıda vakit geçiren insanlar var ve eve dönmek istemiyorlar. Bu tam olarak neredeki huzursuzluktan kaynaklanıyor sence? Uzayan ‘yapılacaklar listesi’ yüzünden mi?

Selen Baranoğlu: Evinde huzurlu değilsen, orada zaman geçirmek istemezsin. Tabii ki bu huzuru sağlayan şey sadece az eşya değil, ailenle birlikte olmak, evde sevdiklerinle birlikte zaman geçirmek çok daha önemli. Lakin evlerimiz de zihinlerimiz gibi tıka basa dolu olduğu için, kendimizi genellikle dışarı atıyoruz rahatlamak istediğimizde. Oysa, kendi önceliklerimize göre alanlar yaratırsak, en güzel ve verimli zamanları evimizde geçiririz sevdiklerimizle. Dışarıya gitmenin de keyfi başka ama huzuru rahatlığı sürekli ev dışında arıyorsak, bence bazı şeyleri yeniden düşünme zamanımız gelmiş demektir.

Moi Çocuk: Her kadının kendi hayatında kendi önceliklerini belirleme ve yaşama hakkı var. Bunu neden yapamıyoruz sence?

Selen Baranoğlu: Çünkü çok meşgulüz ve böyle olmak içten içe gururumuzu okşuyor. Her şeye yetişen kadın, süper kadın, süper anne olmak gibi bir rekabetin içinde buluyoruz kendimizi. O zaman da bırak kendimize vakit ayırmayı, nefes alacak zaman yaratamıyoruz. Biraz iplerin ucunu bırakmak lazım. Bahsettiğim “basit yaşam” için o kadar ince bir denge gerekiyor ki; bir yandan farkında olacaksın, planlı olacaksın bir yandan her şeye koşturmaya çalışmayacaksın, gönüllü olarak vazgeçeceksin bazı şeylerden. Her şey olursak, hiçbir şey yapamayız. Başkalarının hayatını yaşamak zorunda değiliz, başka anneler gibi, kadınlar gibi olmak zorunda değiliz. Herkes kendi hayatının kahramanı. Bunun farkında olmak en önemlisi.

Moi Çocuk: Başka kitap projelerin var mı?

Selen Baranoğlu: Evet var. Çocuk öyküm taze çıktı zaten (Okyanusu Gezen Kırmızı). Onun dışında hazırladığım iki kitap ve bir çocuk öyküsü daha var. Bunlar da benim önceliklerim. Yazmaya ne yapıp edip zaman ayırıyorum çünkü “seni mutlu eden şeyleri daha sık yap” demişler. Bütün gayem bu, sevdiğim şeylerden beslenmek.

 

Fotoğraflar: Begüm Coşkan

Röportaj: Özge Özay Sökmen