Ayhan YalçınkayaYazarlar

Çocuk mu bozuyor, yoksa hatırlatıyor mu? Kadın erkek ilişkisine dair bir hikaye…

family-silhouette_318-49966

Biz erkeklerin garip bir tavrı var,

Baba olduktan sonra ortaya çıkan…

Evlendikten sonra eşimin bir kuzeniyle tanıştım.

Kuzeni ve onun eşi.

“Adam” ve “Kadın” olsun adları.

Lisede tanışmışlar.

Birlikte okumuşlar.

Lise bitmiş,

Farklı bölümlerde ama aynı üniversitede başlamışlar.

Birkaç ay sonra bir şey oluyor

Ve bizim kuzenin yani Kadın’ın annesi babasından ayrılıyor.

Kadın duygusal, çok ağır bir döneme giriyor.

Üniversiteyi terk ediyor vs.

Ama Adam’la ilişkisi devam ediyor.

Anne-babanın boşanmasından 7 ay sonra Adam ile Kadın evleniyorlar.

*

Mutlular.

Bir kaç yıl böyle geçiyor.

Sonra,

-Adamın bana dediği-

Aralarında devam eden ve hallolamayan bir tartışma giderek büyüyor.

İki tarafı da iyice geriyor;

Adam’ın Kadın’ın babası ile yakın ilişkisi!

Kadın, boşanma olayından sonra babasını artık sevmiyor.

Dolayısıyla kocasının, babasıyla samimiyetini de istemiyor.

Fakat Adam farklı düşünüyor.

Samimiyet bir yana Adam, özellikle yaptığı iş ve kariyeri için Kadın’ın babasına yakın olmanın iyi olacağını düşünüyor.

Hem Adam hem de ailesi için.

Yani Adam aslında kendi ailesini düşündüğü için Kadın’ın babasıyla samimi.

Kadın bunu biliyor ama yine de istemiyor,

Hazzetmiyor.

*

Kadın’ın kendi babasını sevmemesinin sebebi annesiyle boşanması.

Daha doğrusu boşanma sebepleri.

Baba bir şirket sahibi.

Büyük bir şirket.

Fabrikalar falan.

Nüfuzlu da biri.

Milletvekilleri, yüksek memurlarla yakın dostluklar vs.

Babanın bir müdürü var.

Uzun zamandır babaya çalışıyor.

Bu müdür bir gün zam istiyor.

Uzun zamandır zam almadığını, evlendiğini, yeni çocuk sahibi olduğunu hatırlatıyor babaya.

Fakat Baba yan çiziyor.

Yıllardır ona çalışan adamı sallıyor;

“Bakarız”

Bir kaç ay geçiyor,

“Doğru, uzun zamandır zam vermemişiz sana”

Bir kaç ay daha geçiyor,

“Muhasebeyle konuştum, bu ay değil ama önümüzdeki ay mümkün görünüyor”

“Önümüzdeki ay hatırlat bana olur mu, ben de not alıyorum”

Bir ay, iki ay, üç ay…

Ama zam falan yok.

Müdür kızıyor.

Ama belli de etmiyor.

“Tamam” diyor “zamsız devam”.

Fakat hikaye burada bitmiyor.

Aksine esas şimdi başlıyor.

Müdür kamera yerleştiriyorBaba’nın ofisine.

Ve bekliyor.

Bir hafta olmadan beklediğini alıyor;

Baba’nın bir çalışanı ile

Hem de evli bir çalışanı ile

Sevişme görüntüleri!

Müdür zaten biliyor yıllardır ofiste nelerin döndüğünü.

Baba ile bir kere daha görüşüyor,

Yine zam istiyor,

Yoksa diyor…

Zam alamadığı gibi işinden de oluyor.

Baba kovuyor müdürü.

Sonra bir hafta içinde küçük bir sanal bellek geliyor eve;

Ofis görüntüleri!

Kadın’ın Annesi aynı gün evi terk edip Baba’dan boşanıyor.

Boşanmalar mahkemelerde olur ya…

Bir tür adalet gerek.

Ama adalet bir kere daha gücü, nüfuzu olandan yana oynuyor;

Anne’ye küçük bir nafakadan başka hiçbir şey verilmiyor.

Üç ev, iki yazlık, iki arsa ve birkaç tane arabadan hiçbiri!..

Bunlardan dolayı anne gibi Kadın’ın da kalbi çok kırılıyor.

Üç kız kardeşin babayla en samimisi olmasına rağmen,

Artık babasını sevmiyor, sevemiyor.

Düğün ya da cenaze dışında Baba ile görüşmek istemiyor.

İşte bu yüzden eşinin babasıyla yakın ilişkisi onu çok üzüyor.

*

Konu Adam ile Kadın’ın arasında devamlı tekrar eden kavgalara dönüşüyor.

Diş macunundan başlayan tartışmada,

Bir yere dışarı çıkmadan önceki tartışmada,

Laf dönüyor dolaşıyor Adam ile Baba’nın yakınlığına geliyor.

Araları fena açılıyor derken…

Bir şey ortaya çıkıyor hiç umulmadık, beklenmedik bir zamanda;

Kadın hamile!

Hem de ikiz…

İkisinin de gündemleri, ruh halleri bir anda değişiyor.

Şaşkın sevinç

Ve cevabı olmayan o heyecan verici soru “Ne yapacağız şimdi?”.

Ama genel olarak iyi bir değişim…

Kavgalar bitiyor,

Aralar düzeliyor.

Hem onlar hem de sessiz sessiz onlar için endişelenenler mutlu.

Daha mutlu daha olumlu.

*

İkiz yumaklar dünyaya geliyor.

Mutluluk, endişe, dikkat, merak, sevgi…

Hem Adam’ın hem Kadın’ın aklında iç içe geçmiş.

Bir bebek gibi de değil, ikiz.

Devamlı koşturuyorlar.

Adam’ın ailesi başka şehirde artık.

Ziyaretler falan destek oluyor ama kısıtlı tabi.

Daha çok Kadın’ın annesi yardım ediyor.

Anne onlarla yaşamaya başlıyor.

Çünkü Adam çalışmaya devam etmek zorunda.

-Kadın’ın bana söylediği-

Adam haftanın altı günü işe gidiyor.

Gün boyu çalışıp eve yorgun argın geliyor.

Gece uyanmalar -kalkıp bebeklerle ilgilenmese dahi- onu iyice yoruyor.

Kadın, bebeklerle ilgili yardım isterse ona kızıyor.

Bütün gün bebeklere koştursa dahi

Kadın sonuçta evde ya…

Kavgalar yeniden başlıyor.

Bu defa daha şiddetli.

*

Nasıl şimdi mutlu olup olmadığımızı söyleyebiliriz,

En son ne zaman çok sevindiğimizi de söyleyebiliriz,

Ama kaç kere mutlu olduğumuzu söyleyemeyiz.

Çünkü sayamayız,

Çünkü biz bile tam olarak bilemeyiz…

Adam ve Kadın’ın ilişkisi de öyle benim için.

Bilmediğim, söylenmeyen, söylenemeyen bir sürü şey var muhakkak.

Nice duygular vardır mesela.

Anlarda saklı.

Sonsuza kadar…

Ama netice belli;

Evde Kadın’ın yaptığı her şey Adam’a,

Adamın yaptığı her şey Kadın’a ters geliyor.

Zaten ikisi de yorgun.

Kavgalar artıyor, artıyor

Ve adam boşanmak istediğini söyleyerek evi terk ediyor!..

İkizleri, Kadın’ı ve boşanınca her şeyi elinden alınmış Anne’yi.

Küçükten bile bir iletişim yok,

En azından ikizler için bir maddi destek yok,

Hiçbir şey yok…

*

Çok üzüldüm.

Adam ve Kadın’a,

Anne’ye zaten çok üzülmüştüm.

Ama sanırım en çok da ikizlere.

İkizlerden biri hasta doğdu.

Vücudun yarısında fonksiyon eksik.

Sol eli-kolu, sol bacağı hatta yüzünün sol tarafını kullanmakta zorlanıyor.

Son zamanlarda haberini alıyorum;

Fizik terapi görüyor ve iyileşiyor.

Beyin fonksiyonlarında bir sorun olup olmadığı net değil

Ama fiziki ilerleme umut verici.

*

Dedim ya bilemem onların ilişkisini.

Ama bu sonucu tanıyorum;

Adam’ın eşini ve ikizleri öylece bırakabilmesini mümkün kılan o huyu!

Erkeklerin yaptığı birçok şeyi kadınlar da yapar, yapabilir ve yapıyor.

Ama bu garip davranışı bir kadında gördüysem belki yirmi erkekte görmüşümdür.

Baba olduktan sonra, eşle ayrılık noktasına gelen erkeklerde,

-Bazı erkeklerde-

Ortaya çıkıyor;

Biz erkekler, eşle ilgili sevmediğimiz her şeyi çocuklarımıza da yükleyebiliyoruz.

Eşten soğuduğumuz için çocuklarımızdan da soğuyabiliyoruz.

Eşimize kızıp belki çocuğumuza kızmıyoruz ama ilgimizi azaltabiliyoruz.

Belki genlerimizde vardır bilmiyorum.

Ama benim gördüğüm bunu çoğunlukla erkeklerin yaptığı.

Kadınlar bunu pek yapmıyor.

Sadece ayrılıkta da değil, ilişki devam ederken yaşanan kısa süreli tartışmalarda da aynı.

Çoğumuz böyle birine dönüşebiliyoruz.

Böyle bir potansiyel var içimizde.

Hiç kimsede ortaya çıkmamasını dilediğim…

Adam ve Kadın’ın hikayesi bunlardan sadece biri.

Farklı bir sürü hikaye var;

Aynısonla biten.

Evet, kabul

“Her şeyi anlamaya çalışmak bir hastalıktır”

Demiş Dostoyevsky.

Tamam kabul.

Ama tanıdığım, özellikle ayrılık öncesini bildiğim insanlara böyle şeyler olunca,

Üzüntünün de etkisiyle sanırım,

Merak ediyor, düşünüyor.

Ayhan Yalçınkaya