Yaprak KaramanYazarlar

Hiç haykırdın mı; KOR KU YO RUM tamam mı…

IMG-20160408-WA0010

Geçen hafta Yağmur’a menenjit aşısı yaptırmak için eşim, ben ve Yağmur sağlık ocağına gittik. Her sabah vaktinde uyanan çocuk o sabah nedense uyanmamayı tercih etti. Uyanmanın kriz haline dönüştüğü bazı sabahlarda olduğu gibi kalkmazsa gün içinde yapacağımız her şeye geç kalacağımızı vurgulayarak biraz da ses tonuma kızgınlık katarak kendisini yatağından kaldırdım.  Yataktan ne kadar geç çıkarsa günlük rutinlerin de o kadar aksayacağını anlamasını beklemem, kelebek etkisinin ne olduğunu henüz bilmeyen bir küçük insan için biraz zor farkındayım. Fakat hayatı saatlere hatta dakikalara sığdırmaya çabaladığımız için bazı sabahlar bu kozu ya da tehdidi kullanıyorum.

Suratı son derece asık bir şekilde yataktan kalkıp -ki öncesinde yattığı yerden kot etek değil *sallanan etek giyeceğim ben diye beni bir güzel haşladı- elini yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı. Hadi giyin kızım dedikçe sen yardım et dedi oysa çok uzun süredir kendi bu işlemi tek başına yapabiliyor (tabi ki kusursuz değil).  Bir yandan neden böyle huysuzlandığını anlamayarak bir yandan da kendi kafamdaki zaman çizelgesine sadık kalmaya çalışarak sonunda evden çıkmayı başardık.

Sağlık ocağına geldiğimizde her zaman aşılarını yapan hemşire yok ise aşı olmayacağını söyledi. Kendisine bu aşının sağlığı açısında çok önemli olduğunu yüz doksan altıncı kez anlatarak hemşirenin de odada olduğunu söyledim. Hemşire hanım bizi görünce hemen alalım sizi dedi. Ben önde, eşim arkamda, Yağmur ise aslında geri geri giden ayakları ile bizim peşimizde odaya girdik. Babasının kucağına oturdu ama yaptığı her hareket dakikalar sürüyor ve ben anlam veremiyorum buna. Kolunu önce uzattı hemşireye sonra geri çekti. Kızım neden böyle yapıyorsun dedik eşimle aynı anda. Gözlerinden boncuk boncuk gözyaşları dökülmeye başladı ve son derece normal bir ses tonu ile ‘korkuyorum tamam mı?’ dedi. Sonra kolunu hemşireye uzatıp aşıyı yapmasına izin verdi.

Benim için hayat iki saniyeliğine durdu. Yaptığı bütün anlamsız hareketler bir anda anlam kazandı beynimde. Sesi kulaklarımda tekrar çınladı: korkuyorum tamam mı?

Ben nedense korkabileceğini hiç düşünmemiştim. Çünkü ben hiç korkmam aşıdan küçüklükten beri. Ben korkmuyorsam o da korkmaz gibi geldi. Oysaki ne kadar da yanlış.  Bazen anne-baba olarak fark edemiyoruz onların duygularının bizden çok başka olabileceğini. Ben ona sadece bu aşının ne kadar önemli olduğu fikrini anlattım hep. Bu sürede nasıl hisseder bunu düşünmek hiç aklıma gelmedi. Çünkü ben kendi kurduğum zaman çizelgesinde yanına bir tik atılacak madde olarak gördüm aşı olmayı. Ben bu kadar düz baktığım için bu olaya o da benim gibi hissediyor sandım.

Aşı olduktan sonra son derece gururlu, sallanan eteğini sallaya sallaya çıktı sağlık ocağından.  Gururluydu çünkü korkuları ile yüzleşmişti, gururluydu çünkü korktuğunu annesi, babası ve tanımadığı iki kişinin yanında yüksek sesle söylemişti. Korkuyor olmasına rağmen yapılması gerekeni yapmıştı.

Bazen yaptığımız şeyleri yapmak zorunda olduğumuz için yaparız, ya da hep yaptığımız için. Düşünmeden, hissetmeden, sorgulamadan…

Yine, küçük boyu ama kocaman kalbi ile bana üzerine düşünmem gereken bir durum yarattı. Hayatın hızlı akışında, yapılacaklar rutin bile olsa hatta o yapılanlar artık alışkanlık bile olsa hislerimi kaybetmemem gerektiğini hatırlattı.  Evet, aynı şeyleri hissetmeyebiliriz ama hissetmek için birbirimize ihtiyacımız var. Teşekkür ederim minik hayat ışığım.

 

*bildiğiniz çan etek

Yaprak