Özge Özay SökmenYazarlar

Onlar yarım akıllı yetişkinler değiller. Yarım akıllı sizsiniz!

IMG_9058

Çocukların kendi karakterleri vardır; EVET. Onlar yarım akıllı yetişkinler ya da yetişkinlerin küçük versiyonları değiller. Onlar insan. Her insanda olduğu gibi onlarında da farklılıkları var. Karakterleri ve zevkleri var.

Şimdi bunu esas olarak algılayın. Bu sizin çıkış noktanız. Bunu kendinize nasıl hatırlatıyorsanız hatırlatın. Bileğinize ip mi bağlıyorsunuz, boynunuzdaki kolyeye bir not mu takıyorsunuz, ses çıkaran bir nesne mi taşıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın ama bunu unutmayın. Onlar birer insan. Hem de dna, toplum baskısı, yetiştiriliş tarzı ve sosyo kültürel farklılıklara maruz kalan, dünyaya alışma çabası içerisindeki birer insanlar. Şimdi siz, ben bu çocuğa pantolon giydiremiyorum, yemek yediremiyorum sadece arabalarla oynuyor, sadece Legolarla oynuyor, hep benimle oynamak istiyor, hep yanımda olmak istiyor, benimle hiç oynamıyor hep kendi kendine gibi şeyleri söylediğinizde size şunu sormak isteri; siz neden sabahları kahve içiyorsunuz? Her sabah kahve içiyorsunuz hem de aç karnına güne güzel bir kahvaltı etmeden başlanır mı? Bu nasıl bir yaşam tarzı. Bu sizin midenize zarar verebilir. Bu konudaki araştırmaları okumadınız mı?

Ne kadar sinirlerinizi bozdum değil mi? Hayatınıza da müdahale etmiş oldum. Bunu size yapmaya hakkım var mı? Yok. O zaman sizin de bunu insan olan çocuğunuza yapmaya hakkınız yok.

Tek tek durumlar üzerinden bu konuyu ele alalım;

Beslenme;

Çocuğunuz yemek yemiyor. Kendi ihtiyaçlarınızı devre dışı bırakın, o gün ana öğün aralarında ona atıştırmalık bir şeyler vermediğinizden eminseniz, o çocuk acıkır ve muhakkak yemek yer. Hem de evde ne pi şer se… Az yer çok yer ama yer. Tadına bakar. Bu da size yetmek zorunda. Çünkü yemek yiyen çocuk sağlıklıdır, yemek yiyen, külolu, ele gelen çocuk tanımı = sağlıklı çocuk tanımıdır. Bu tanımlar eskide kaldı. Artık, ince motor kaba motor, beyin ve normal gelişimsel süreçleri, kilolu, ele gelen çocuk kavramlarından çok daha önemli. Şimdi siz çocuğunuzun bir insan olduğunu hatırlarsanız, ona saygı duyarsınız. O yüzden “sen bu çocuğu besleyememişsinci teyzeler” out “rahat anneler” in. İştahsızlığını kabul eder canının şuanda yemek yemek istemediğini anlar ve ısrarı bırakırsınız. Bu davranışı sürekliliğe döküp, rutinlerinize yerleştirirseniz, bir haftanın sonunda yemek=savaş saatleri biter. Yemek sadece çocuk beslenmesine katkıda bulunan bir eylem değildir. Yemek yemek, sosyalleşmek, aile olmak, rutin oluşturmak açısından da savaş alanı olmaktan derhal uzaklaştırılması gereken bir eylemdir.

Kıyafet;

Her sabah kıyafet krizimiz var. Giymiyor aldıklarımı. Hep elbise giymek istiyor. Yazın kazak, kışın şort, delireceğim. Pijamayla dışarı mı çıkılır? Ben diyorum ki bunların %80’i benim bizzat kullandığım ebeveynlik terminolojisi. Kullanmayı bıraktım mı; fifty fifty. Bu da bir başarı.

Sevgili anne baba, pembe giymeyi sevmiyorsun, arkadaşın seni pembe giymeye zorlasa nasıl hissedersin? Çok kötü değil mi? Zorlama o zaman.

Önce sen şu dolabında 2 tane yün kazak ve 3 tayt ile kışı geçir, alışveriş yapma, varken bir ikinciyi alma. Ondan sonra konuşalım. Mümkün mü; değil! Neden? Çünkü ne giyeceğine, ne ile kombinleyeceğine moduna göre, sen kendin karar verebiliyorsun. İhtiyaç duyduğun ürüne okuduğun dergiler takip ettiğin bloggerlar çerçevesinde gidip alıyorsun mağazalardan. Bu kadar özgürken, nasıl kıyafet sorunun olsun ki! Peki o, bu kadar müdahaleye maruz kalırken nasıl kıyafet sorunu olmasın ki!

Hayır, beni yanlış anladınız. Gitsin her istediğini alsın, her istediğini giysin demiyorum. Diyorum ki, seçeneklerin düzenlendiği, yazlık kışlık kıyafetlerin karışık durmadığı bir dolap var da çocuk mu sıkıntı çıkarıyor. Önce o dolabı bir düzenleyin. Sadece mevsime uygun kıyafetler bulunsun. Böylece neye ihtiyacı var veya neye ihtiyacı yok siz de net görmüş olursunuz. Uzun, kalın bir pantolona mı ihtiyacı var. 2,5-3 yaşından sonra, elinden tutup alışverişe beraber gidebilirsiniz. Ama bu demek değil ki seç seçebildiğini, hayır. Bütçene uygun, marka da senin sunduğun, maksimum 3 pantolon içinden seçim yapacak. Bunu sağladığın an bil ki huzuru bulacaksın sevgili ebeveyn.

Gelelim her gün aynı şeyi giymek isteyen, mevsime uygun giyinmeyi reddeden çocuklara. Sen, hayatınıza bir izleyici ol bakalım. Yukarıdan bir izle, bu çocuk ne istiyor? Hangi ihtiyacı karşılanmıyor da tepkisini kıyafetle veriyor. Cesaretin var mı? Hadi yap.

Ben kim miyim? Ben taze ikinci üniversite, çocuk gelişimi bölümü öğrencisi, 2 çocuk annesi, moi çocuk sebepli çocuk gelişim uzmanlarıyla devamlı iletişimde olan, 4 yıldır annelik söyleşileriyle çok fazla karakterde anneye, çocuklarına ve tarzlarına maruz kalan Moi Çocuk Editörü Özge…

Ben olsam beni dinlerdim. Çünkü ben bunların hepsini yaşadım ve hepsini deneme yanılma ile hallettim. Yenileri çıkmıyor mu? Çıkıyor, tazecik sorunlarımız kapıda. Bekliyorum korkmadan gelsinler de sizler için yeni çözüm yolları bulalım diye.

Özge