Yaprak KaramanYazarlar

Merhaba Ocak… Bu sene önce ben…

FullSizeRender

Merhaba Ocak, seviyorum seni. Birçok insanın aksine evet seviyorum Ocak ayını, kış mevsimini. Buz gibi bir mevsim kış ama ben soğuğun insanı dinç tutmasını, aklını başına getirmesini seviyorum.

Biten her yılın devamında yeni umutlarla yeni senenin başlamasını seviyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın Polyanna falan değilim. Aksine içimde çok şahane bir felaket habercisi var bence. Ben içimde o çok konuşan seslere inat yeni başlangıçlar yapabilmek, yeni kararlar alabilmek için en uygun zaman olduğunu düşünüyorum yılın bu zamanlarının. Bu sene daha da bir heves var içimde yeni bir şeyler yapmak için. Geçmişte yarım bıraktıklarımı tamamlamak için. Yaptığım yanlışları bir daha yapmamak ya da bir kez daha yaparak gerçekten yanlış olduklarını anlamak için.

Bu sefer yazacaklarım biraz daha benden olacak. Evet ’moi çocuk’ ama o güzel çocukların kendini iyi hisseden ebeveynlere ihtiyacı var. Biz anne baba olarak hem fiziken hem de ruhen sağlıklı olalım ki onlar daha da umutlu ve mutlu olabilsinler. Bu ocakta altıncı yılımı dolduracağım anneliğimin, bana öğrettiği en önemli erdem sabrın yanında (ki onu da 100 üzerinden 100 şeklinde öğrenemedim henüz) farkına vardığım şey ben ne kadar sakin, huzurlu ve mutlu isem kızımın da bir o kadar mutlu, anlayışlı ve eğlenceli olduğu.

Hayat koşuşturmacası dediğimiz o zaman zarfında unuttuğumuz birçok şey oluyor hiç kuşkusuz ama unuttuğumuz en önemli şey biziz aslında. Hayattaki öncelikler sırasında kendimizi neden son sıralara koyuyoruz bilemiyorum. Uçakta bile herhangi ters bir durumda oksijen maskesini önce kendinize takmanız gerektiği söyleniyor oysa. Buna rağmen biz, özellikle anneler fedakarlık yapmakla kendini tamamen unutma arasındaki ince çizgiyi kaçırıyoruz. Sonrada kafamızdaki görünmeyen ama orada olduğunu hissettiğimiz huni ile hayat beni neden yoruyorsun diye şarkı söylerken buluyoruz kendimizi.

İşte bu sene yapmak istediklerimden biri de kendime daha fazla zaman ayırmak. Kendimi daha iyi tanımak belki de. Zaman içinde yaş aldıkça sevdiklerim, sevmediklerim, katlanabildiklerim, tahammül edemediklerim değişti, gelişti. Bir annenin kızı olmaktan bir kızın annesi olmaya giden yolda önce kendimi eğitmem, azlarımı çoklarımı bilmem, hırslarımı, öfkelerimi ehlileştirmem gerektiğini anladım, ama en önemlisi kendimi koşulsuz sevmem gerektiğini öğrendim.

Dünyanın giderek kötü bir yer olduğunu düşünsem de insanlığı hala sevginin kurtaracağına inanıyorum. Sevmekle, kendini sevmekle, kendi benliğinle barışık olmakla. Ben kendimi koşulsuz sevdiğim sürece egolarından sıyrılmış bir birey yetiştirebilirim çünkü. Karşısındakinin zaafları ile dalga geçmeyen, düşene tekme atmak yerine elini uzatan, bencilliği hayatında barındırmayan bir çocuk büyütebilirim.

Evet tekrar söylüyorum Polyanna değilim ama içimde insan olabilmenin en önemli parçası olan sevgiyi ve umudu kaybetmemiş bir insanım.

Bu sebeptendir ki sevgili yeni yıl senden hepimiz için isteğim içimizdeki umutları, hayalleri, mutlulukları yaşayabilelim diye bize bir sürü imkan sunman. Sen fırsatı verirsen bak biz nasıl da harikalar yaratacağız.

Yaprak Karaman