Birgül U.BayoğluGelişim

Gelişim: İnatçılık

inatci-cocuk-moi-cocuk

İNATÇI BİR ÇOCUĞUM VAR!

 

Sayı: 04 / Aralık 2016

Hazırlayan: Uzm.Birgül U.Bayoğlu

Genç bir çift  üzerinde “Gelişim Ünitesi” yazan kapıyı vurdu. İçeride masa başında oturan uzman başını kaldırıp baktı, gülümseyerek onları içeri davet etti. Genç çift hemen konuya girdi:

“- Kızımız öyle inatçı ki son zamanlarda söylediğimiz hiç bir şeyi yapmak istemiyor. En büyük sıkıntımız da giysi giymede. Artık nasıl  davranacağımızı bilemez olduk. Nerede hata yapıyoruz?”

Uzman birkaç soru daha sorduktan sonra açıkladı:

“-Çocuklarda inatçılık bizim tarafımızdan başlatılan ve geliştirilen ama doğal ve gelişimsel bir özelliktir. Koruma güdüsüyle başlayan çocuğun tercihlerini yok sayma ve değiştirme konusundaki keskinliğimiz çocukta inatçılığa neden olur. Dolayısıyla çocuğunuzun inatçı olduğunu düşünüyorsanız önce kendi ısrarcı  davranışınızı sorgulamanız gerekir. İnatçı davranışları en çok okulöncesi dönem ve ergenlik döneminde gözleriz çünkü  bu dönemler kişilik gelişiminin öne çıktığı dönemlerdir. Çocuklar inatlaşarak varolma,  özgür olma duygusu yaşarlar. Bizim inatçılık dediğimiz davranışlar bağımsız, kendine güvenli ve kendi kararlarını alabilen bireyler olmamızı sağlar”.

Genç anne hemen atıldı:

“- Eğer ben ısrar etmezsem yemek de yemiyor, yapılması gereken diğer konuları da yapmıyor. Dün sabah giysi konusunda tam bir savaş yaşadık örneğin. Hepimiz sabah evden çıkacağız belli bir saatte.Tutturdu “ben bunu  giymeyeceğim yeşil eteğimi giyeceğim” diye. Ne yaptıysak olmadı sonunda bağıra çağıra ağlayarak evden çıktık. Benim de sinirlerimi geriyor bu anlar..”

“- Pek çok anne baba için tanıdık bir tablo bu. Yapmasını istediğiniz davranışla çocuğun istediği davranış arasında fark olunca çatışma kaçınılmaz elbette. Oysa çocuğunuz kimlik geliştiriyor ve çok doğal olarak da seçim yapmaya hakkı var. Güvenlik dışında hemen her konuda uzlaşmacı  bir yaklaşım sergilemek mümkün. Yeter ki bu bakış açısıyla bakabilin. Anne ve babası olmanız seçimlerine engel olma ya da değiştirme hakkını verir mi size? Eşiniz sabah sizin istemediğiniz bir giysiyi giydiğinde ona ne kadar müdahale edebiliyorsunuz? Aynı şey çocuğunuz için de geçerli”.

Anne ve baba bir an birbirlerine baktılar ve gülümsediler.

“- Bu durumda ne isterse onu yapmasına izin mi verelim? Sabah bale elbisesini giymek isterse  kış soğuğunda nasıl izin verebilirim ki?

Uzman gülümsedi.

“- Çocuklarla iletişimimizde giysi seçimi en kolay ve rahat başa çıkabileceğimiz konudur. Basit bir kaç  düzenlemeyle giyinme zamanlarınız  eğlenceli bir oyuna bile dönüşebilir. Öncelikle 7-8 yaşına kadar çocuğunuzun gardrobunu mevsime göre düzenleyin. Dolabının kapısını açtığında eline geçen ve görebileceği tüm giysiler giyilebilir olanlardan oluşmalı. Henüz gelişimi gereği çocuğunuz duruma uygun çıkarımda bulunmaya hazır değil, anlık ve duygu odaklı düşünebilen bir yaşta. Bu nedenle giyinme zamanı dolabını açtığında duruma uygun giysiler olmalı karşısında. Seçtiği giysi siizn aklınızdaki olmayabilir ama onun özgür kimliğini oluşturur ve çok önemlidir. Geriye yalnızca estetik bakışı kalır ki fikrinizi söyleyebilir ya da seçenek sunup yine kendisinin seçmesine izin vererek hem inatçı bir davranış kalıbına engel olursunuz, hem estetik duygusunun gelişimini hem de güçlü  bir kimlik gelişimini desteklersiniz”.

“-Size çok hoşuma giden bir anıyı anlatmak isterim. Bir anneyle bu konuyu konuşurken çocuğuyla ne kadar uyumlu bir ilişkisi olduğunu anlattı. Bazı çocukların doğuştan uyumlu olduklarına dair görüşler ortay atıldı ancak annenin bir olaydaki yaklaşımını dinleyince uyum konusunun karşılıklı bir iletişime dayalı olduğunu hepimiz bir kez daha farkettik. Bir sabah evden çıkarken çocuğunun farklı çiftlerden ayakkabı seçtiğini ve bir ayağında mavi  diğer ayağında kırmızı başka bir ayakkabı giydiğini söyledi. Anne olarak “ Galiba ayakkabıları karıştırmışsın, sence ayakkabıların böyle güzel oldu mu?” şeklinde duruma müdahale etmek istemiş. Çocuğu “ bence böyle çok güzel oldu, ben beğendim” dediğinde “ peki,sen bilirsin. Böyle gitmek istersen benim için sorun yok” karşılığıyla okula bu şekilde götürdüğünü anlattı. Hepimiz güldük elbette ama çoğumuz aslında böyle bir durumda çocuğumuzla aynı çift ayakkabıyı giymesi konusunda ne kadar ısrarcı olabileceğimizi de dile getirdik çünkü anne baba olarak da zihnimizde keskin kurallar var.Uyumlu bir çocuk anne ilişkisinin en başından annenin tepkilerine göre şekillendiğini hatırlamkta yarar var.  İşte sizin çatışma dediğiniz ve sinirlerim geriliyor dediğiniz durumlar aslında bir an durup düşünerek üstesinden kolaylıkla gelinebilecek yaşantılar”.

BEKLENENDEN DAHA FAZLA İNATÇI OLAN ÇOCUKLAR İÇİN YAKLAŞIM ÖNERİLERİ

İnatçı olduğu düşünülen çocuklar içinde bazıları yaşıtlarına oranla daha keskin tepkiler verebilir. Bu  durum çocukla ebeveynin önceki yıllarda başlayan iletişimine ve etkileşimine bağlıdır büyük oranda. Üç yaşten itibaren devam eden zorlayıcı inatçı davranışları yönetebilmek yine ebeveynin duyarlılığına bağlıdır. Çocuğu örselememek önemlidir.

Çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız. Çatışma yaratacak konuları başında kontrol edin, inatçı davranışı başlatmayın.

Çocuğunuzu dikkate almadan isteğinizi yerine getirmesi için ısrarcı olmayın. “ oyuncağını Kerem ‘e verir misin, o evimizde misafir”. Çevreden gelen talepleri öncelikle çocuğunuza sorun: “ Ayşe teyzen sana sarılmak istiyor, sen de ister misin?, Haydi amcana merhaba de, Bir şarkı söylesene,…”

Çocuğunuzun isteklerine karşı ilk tepkiniz olumlu olsun.

Anne babalar genellikle beklenmeyen isteklere karşı “ hayır” deme eğilimindedirler. Çocuğun inatçı  tutumu  bir süre sonra anne babayı bıktırır ve istek yerine getirlir.Bu tutarsız yaklaşım, çocuğun bir sonraki isteğinde daha  inatçı olmasına yol açar. O nedenle, çocuktan gelen her isteğe ilk tepki olumlu olmalıdır ki  hem inatçılık pekiştirlmesin hem de siz belki de evet diyeceğiniz bir durum için düşünme fırsatı kazanın.

Çocukla iletişim kurarken kibar ve anlayışlı olun.

Çocuklar yaptırımlı ve emir içeren ifadelere karşı  tepkili olurlar. Emir ifadeleri, hangi yaşta olursak olalım rahatsız edicidir ve olumsuz duyguları harekete geçirir. Çocuğun yapması istenilen durumlar için “ bana yardım etmek ister misin, rica etsem getiri misin, lütfen yanıma gelir misin?” gibi ifadeler her çocuk için daha etkili sonuçlar verir.

Çocuğun uygun olmayan isteklerine “duygu odaklı” yaklaşın.

O anda yapılamayacak istekleri olur çocukların. Uyku zamanı geldiği  halde TV izlemek isteyen çocuğunuza “Hayır, bu saatte izleyemezsin, uyku vakti şimdi” karşılığı inatçı tavrı tetikler. Oysa “ Şimdi uyumak istemiyorsun sanırım. Tv izlemek daha hoşuna gidecek öyle mi?” ifadesi çatışmayı engelleyen iletişim başlatır. Hayır demeniz gereken durumlar için bile  başka bir yoldan yapılamayacağını anlatabileceğiniz ifadeler kullanın.