Özge Özay SökmenSöyleşi

Özel Röportaj Av. Feyza Altun

feyza-altun-moi-cocuk2

TEDxIstanbul’un videolarını izlerken rastladım kendisine. Hemen adını aradım internette. Yıllar önce gördüğüm bebeğiyle duruşmaya girdi diye haber olan kadındı o. Feyza Altun. O duruşmaya bebeğiyle giren kadın olmaktan çok daha fazlası bence kendi deyimiyle avukat, feminist, aktivist… Her şeyden önce anne…

Sayı: 04 / Aralık 2016

En değer verdiği şey ise çocuklar… Onun kadınlarla ilgili yaptıklarına, konuşmalarına, yazılarına kitabı Kadının Fenni ‘ne, neden fendi değil fenni oluşuna, duruşmaya neden bebeğiyle katıldığına, neler yaşadığına ve nasıl birden gündeme oturduğuna dair bilgilere ulaşabiliyorsunuz ve hatta çoğunuzda biliyorsunuz. Benim asıl sizlere anlatılmasını istediğim, kulaktan kulağa değil bağırarak hatta haykırarak konuşulmasını istediğim konu ÇOCUK HAKLARI… Feyza Altun’a sosyal medya aracılığıyla mesaj atarak, röportaj teklifinde bulundum. Birkaç gün içinde cevap verdi. Daha sonra kendisiyle Dijital Topuklar’da tanıştık. Bir oturumda konuşmacıydı. Fotoğraf çekindik beraber. Bana tek bir şey söyledi; “Çocuğunu teşhir etme.” Bu konu neden bu kadar önemli, neden bağırarak paylaşmamız gerekiyor, işte bütün bu sorularımızın cevabı Feyza Altun ile…

moi çocuk: Öncelikle sormak istiyorum, çocuk hakları bütün dünyada geçerli olan bir kavram. Bütün dünyada ihlal ediliyor. Bilinmiyor mu yoksa yaptırımlar mı yetmiyor?

Feyza Altun: Bence insanların bu konuda bir bilinci yok. Anne baba çocuğunu her şekilde büyütebilir, kızınca vurabilir, istediği fotoğrafını sosyal medyada yayınlayabilir ya da reklamlara konu edebilir gibi düşünüyor. Çünkü onun henüz bir birey olduğunu düşünmüyor. Ama tabi ülkemizde çocuk pornosu, istismar gibi konularda hem yeterli düzenleme yok hem de olanlar da iptal ediliyor.

moi çocuk: 14 Eylül 1990 tarihinde imzaladığı Birleşmiş Milletler sözleşmesi, 4 Mayıs 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. “Çocukların korunması için evrensel standartları belirleyen sözleşme, çocukların durumlarını iyileştirmeyi hedef alan programlar için bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.” diyor Dış İşleri Bakanlığı web sitesinde. Uygulamaya bakıyorum. Rakamlar korkunç.  Peki Türkiye, bu durumda konumu nedir? Yetişkinler bile kendi haklarını bilmezken çocuk hakları nasıl anlatılabilir?

Feyza Altun: Çocuk hakları öncelikle aslında yetişkinlere yöneliktir. Yani yetişkinlerin çocuklara hangi sınırlarda davranması gerektiğini ya da bu sözleşmeye üye devletlerin çocuklar konusunda neler yapması gerektiğiyle ilgili. Mesela çocuğun bir özel hayatı olduğunu ülkemizde kaç ebeveyn düşünüyor? Bizler çocukların odasına kapı çalmadan giren, eşyalarını karıştıran, sürükleyerek bir yerlere götüren ya da sevimli olduğu düşüncesiyle çıplak, banyo yaparken ya da denizdeki fotoğrafını yayınlayanları daha da kötüsü bu çocuklar üzerinden bir ticaret yürütenler, aileler olduğunu görüyoruz. Bunu başka bir yetişkine yapamazsınız. Çocukların bir birey olduğunu bilmek lazım.

moi çocuk: Bireyler, çocuk haklarının duyulması ve duyurulması için neler yapmalıdırlar?

Feyza Altun: Dediğim gibi önce halkımızda bu konuda bir farkındalık oluşturmak lazım. Çocuk hakları ilkokullarda sosyal bilgiler dersinde işlenebilir ya da ayrı bir ders olarak konabilir. Böylece çocuklar nerede ailelerine itiraz edebileceklerini bilirler. Tabi çocuklardan ziyade önce aileleri bilgilendirmek lazım. Mesela Sağlık Bakanlığı sağlık ocaklarında yaptığı gebelik takibi sırasında ebeveynlere bir sürü kitapçık veriyor. Bunlardan bir tanesi de sözleşme olabilir. Başlangıç için fena bir giriş olmaz diye düşünüyorum

moi çocuk: Çocuk hakları dendiği zaman akla ilk gelen konu cinsel istismar! Ama kapsam çok geniş, duygusal istismar, fiziksel istismar kadar önemli. Duygusal istismarın kapsamı nedir?

Feyza Altun: Aslında bu konu bir çocuk gelişimcisinin konusu. Ben bu konunun uzmanı değilim ama bir anne olarak, kendi çocuğumu yetiştirirken dikkat ettiğim hususlar var. Ona küsmemek, bağırmamak, tehdit etmemek (mesela seni burada bırakırım), ihtiyaçlarını karşılamak yani ağladığı zaman ona sarılmak yanında olabilmek, oyun hakkını kullanması için geniş zaman tanımak, yapamadığı şeyler için onu rencide etmemek, aşağılamamak gibi. Bunları yapanların çocuklarını duygusal olarak istismar ettiğini düşünüyorum.

moi çocuk: Çocuğa yönelik ihmal de bir şiddet türü. Çocukların evde tek başlarına bırakılmaları, 12 yaş altı birisiyle yalnız bırakılmaları da ihmale giriyor ve bu önemsenmesi gereken bir konu. Anne babalar içinse önemsiz bir konu. Çünkü toplum olarak biz herkese güveniriz ve çocuğumuz dışında herkes doğruyu söyler. (bu konu hakkında neler söylenebilir?)

Feyza Altun: Bir kere çok tehlikeli. Büyük gibi gözükseler de pek çok şeyin bilincinde değiller. Bu çocukların başına bir iş gelse anne ve baba bakım yükümlülüğünü yapmadığı için yargılanıp ceza alabilir. Vicdan azabı da cabası. Çocukları her zaman yetkin biri ile yalnız bırakmalı.

moi çocuk: Araştırmalarda görülüyor ki kız çocukları erkek çocuklarına oranla daha çok şiddet ve istismara maruz kalıyorlar. Sizce neden?

Feyza Altun: Böyle bir araştırmanın neye göre ve kim tarafından yapıldığını öğrenmeden yorum yapamam, ama bana göre kız ve erkek çocuklarının istismar yüzdesi birbirine yakın. Bazı kesimlerde, bekaret önemli olduğu için kız çocuklarından ziyade erkek çocukları daha çok istismar ediliyor. İstismar için neden diye soruyorsanız bastırılmışlıktan ve pedofilik eğilimden olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocukları korkutmak susturmak ya da kandırmak kolaydır. O nedenlerin ortaya çıkma ihtimali de düşüktür. Bu nedenle maalesef bu kişiler çocukları hedef alıyorlar.

moi çocuk: Özellikle üzerinde durduğunuz bir başka konu çocukların sosyal medya üzerinden teşhir edilmesi. Bu teşhir günümüzde nasıl yapılıyor?

Feyza Altun: Bu sosyal medya aldı başını gidiyor. Kuralı kitabı yok. Herkes çocuğunu sergiliyor. Bence bazı kişiler kendileri gerçekleştiremediklerini çocukları üzerinden yapmaya çalışıyor. Popüler oluyor, para kazanıyorlar. Ama burada çocuğun bütün kişilik haklarını da zedeliyor. Şimdi çocuk internette boy boy fotoğrafları olduğunun farkında değil ama bu çocuk okula gidecek, büyüyecek.. Mesela tırtıl kostümü giydirilmiş poposu açık bir bebek görüntüsü bize şeker gelebilir, aile albümünün en sevimli fotoğrafı da olabilir ama bunu sosyal medyaya koyduğunuz zaman okul arkadaşları muhtemelen çocukla dalga geçecektir. Ben çocuk bedeninin o ya da bu şekilde bilerek ya da bilmeyerek teşhir edilmesine karşıyım. Hele sosyal medyadan. Takipçiler nerede oturduğunuzu biliyor, adınızı soyadınız, anonim de değil bu fotoğraflar tehlikeli ve gereksiz buluyorum.

moi çocuk: Sonuçları neler olabilir?

Feyza Altun: Şimdi bu sosyal medya çocukları büyüyünce nasıl olacaklar göreceğiz. Ya ailelerine çok kızacaklar ya da büyüdükçe o ilgiyi görmedikçe mutsuz olacaklar. Bekleyip görmek lazım.

moi çocuk: Blogger anneler özel hayatlarını, çocuklarını ve onlarla ilişkilerini, takipçileriyle her gün paylaşıyorlar. Çok fazla takipçileri var. Firmalar da bunlardan faydalanıyor ve bir sektör oluşturuldu. Bunun çocuklar üzerinden mi yapıldığını düşünüyorsunuz? Bu teşhirin ileride çocuğa yansıması nasıl olabilir?

Feyza Altun: Ben blog işinden pek anlamam. Bu bloggerların ne yazdığını da anlamam. Sadece yemek, seyahat, edebiyat gibi konularda takip ettiğim yerler var. Çocuk konusundaysa yok. Çünkü bana göre herkesin bebeği farklıdır ve farklı şekilde yedirir, içirir, büyütür. Benim başvuru yerlerim bilimsel makaleler, kitaplar, hekimler ve çocuğu olan deneyimli anneler oldu. Açıp da bakmadım yani a şu blogger ne yazmış diye. Zaten baktığınızda samimiyetten uzak bir ürün tanıtım hali görüyorsunuz. Şunun ayakkabısı şunun çocuk şapkası falan… Ne yapma ve sabun köpüğü bir iş aslında… Üretilen hiçbir şey yok bazılarını tenzih ediyorum tabi, kaliteli sayfalar var. Onları takdir ediyorum. Bana inandırıcı gelmiyor sonuçta parasını aldığı ürünü tanıtıyor, e onu herkes yapar. Bir seferinde dünyada ne kadar zararlı olduğu ispat edilmiş bir yiyeceği tanıtmışlardı o zaman not verdim ben. Yakında zaten bu çocukların sigortalanması ve vergi yükümlülüğü geliyor. O zaman bu işler o kadar kolay olmayacak. Çok şükür çocuklar biraz rahatlayacak.

moi çocuk: Bu kazancın yasal dayanağı (kazancın vergisini ödemek) olsa da, buna karşı mısınız?

Feyza Altun: İnsanlar çocuklarının fotoğraflarını elbette paylaşabilir çıplak ya da özel bir an olmamak kaydıyla, bana göre. Eğer bu tür işler, katalog çekimi, dizi, reklam filmi gibi çocuğun uyku saatlerini düzenini aksatmıyor, çocuğa sigorta yaptırılıyor ve üzerinden elde edilen kazancın vergisi ödeniyorsa neden olmasın. Her şey kitaba göre. Ama tabi yine de çocuk çocukluğunu yaşamalı. Ben kendi çocuğumu asla sokamam böyle bir işe.

moi çocuk: Oğlunuzun fotoğraflarını bütün bu sebeplerden dolayı mı paylaşmıyorsunuz?

Feyza Altun: Ben oğlumu bir birey kabul ediyorum Bir sürü fotoğrafımız, videomuz var. Yatakta zıpladığımız, denizde oynadığımız, doğum anı.. O kadar çok ve güzeller ki… Ben mahremiyet konusunda tutucuyum. Bunlar bizim aile mahremiyetimize giriyor. Oğlum bir gün yetişkin adam olduğunda kendi bebekliğini yayınlarsa kendi bilir. Ona ait bir şey. Ama ben annemin benim küçüklüğüme dair fotoğrafları benden izinsiz paylaşmasından da hoşlanmıyorum. Üstelik çocuğum parkta oynarken birilerinin gelip onla fotoğraf çekilmesini istemiyorum. O çocuk, ünlü biri değil olmamalı bu yaşta.

moi çocuk: Çocuklarımızın fotoğraflarını gizli veya açık hesaptan paylaşırken, dikkat etmemiz gereken şeyler nelerdir?  (Bunu size bir anne olarak soruyorum)

Feyza Altun: Bence aileler kesinlikle çıplak fotoğraf paylaşmamalı, gelecekte çocukları küçük düşürebilecek, akran zorbalığına maruz bırakacak ya da utanacağı şeyler paylaşılmamalı. Tabiki güzel an ve kareler eşle dostla paylaşılır. Aile fotoğrafları sünnet doğum günü gibi anlar.. Fakat mesela ben doğum anında kanlı göbek bağlı çocuk fotoğraflarının çarşaf çarşaf paylaşılmasına karşıyım. Instagramda pedofili cirit atıyor. Neden ben çocuğumun bu anını yayınlayayım. Ebeveynler hep şunu düşünmeli karısının ya da kocasının öyle bir fotoğrafını yayınlayabilir mi? Habersiz çekilmiş, uyurken, banyo yaparken… Çocuk bir birey olarak görüldüğü zaman oto kontrol çok kolay sağlanacaktır.

Röportaj: Özge Özay SÖKMEN