Yaprak KaramanYazarlar

Şubat tatili bitti. Peki nasıl geçti?

IMG_4727

Okulların açılması ile benim için adı hep Şubat Tatili olan yarıyıl tatilini kazasız belasız atlatmanın haklı gururu içindeyiz. Tatil öncesinde eyvah Yağmur’u ne yapacağız diye bir telaşa kapılmadık değil. Ben izin alamayacağım için iki haftayı babası ile ofise giderek geçirir diye düşünmüştük; ta ki annem kızlarıma (Yağmur ve yeğenim Umay) ben bakacağım diyene kadar.

Pazar akşamından itibaren ikisi de anneannelerinde kalmaya başladılar. Anneannelerinin aldığı Elsalı  bavullarını hazırlayıp yanlarına bir ay yetecek kutu oyunu aldıktan sonra yarıyıl tatili macerasına başlamak üzere yola koyuldular. (Yağmur için anneannede kalmak demek iki kat alttaki daireye inmek demek bu arada)

Nasıl bakacak acaba derken meğerse annem çocuklar için tatil programını hazırlamış bile.

Kendisi el becerisi bakımından benim gözümde bir üstat niteliğinde olduğundan çocuklara tatil sürecinde boncuktan kolye ve bilezik yapmayı öğretecek. Ayrıca sanıyorum iki bızdık için minik şişler aldı, aynı zamanda onlara Örgüye Giriş 101 dersi de verecek. İkisine de çizim yapabilecekleri birer kitap aldırdı bize bir de. Yan yana yatacakları yataklarını hazırladı, evde yemedikleri her türlü abur-cubur ve atıştırmalıklar mutfaktaki dolapta yerini aldı. Çünkü anneanne evinde kalıyorsan anne ve babanın yemene izin vermediği her şeyi yiyebilirsin 😉

Planladığı aktivitelerle onların birlikte vakit geçirmesini sağlamanın yanında el becerilerini, ince motor kaslarını geliştirecek. Anneme bunları söylesem ‘ben anlamam ince motor falan kızım önemli olan kuzularımın yanımda olması’ diyecek adım gibi eminim.

Bizim için de önemli olan kızlarımızın senin yanında olması annem. Çünkü biliyorum ki onları bizden daha fazla düşünüyorsun, biliyorum ki onların mutlu ve sağlıklı olması senin için her şeyden çok çok önemli. İleride dönüp geçmiş günleri konuştuklarında hayatlarında muhteşem günlerdi diye bahsedecekleri anılar yaratıyorsun şu an. Çalıştığımız ve izin konusunda zorluk çektiğimizden (özellikle özel sektörde çalıştığı için ablam adına söylüyorum bunu) yaşadığımız tarifsiz vicdan azabını silip atıyorsun içimizden.

En önemlisi o iki küçük kıza aile olmanın önemini anlatıyorsun yaptıklarınla. İkisinin de en çok istediği şeyin kardeş olduğu son birkaç yılda aslında kuzen olmanın kardeşlikten bir farkı olmadığını gösteriyorsun.

Anne olmak; son nefesine kadar, kucağına aldığın o küçücük bebeğe kol kanat gerip onu rahat ettirmeye çalışmak, büyütmek, hayata hazırlamak evet ama burada bitmiyormuş işte. Canının canına da aynılarını yapıyorsun demek ki. Onlara da aynı şekilde bakıp koruyup kolluyorsun. Kendi çocuğunun telaşlarını, korkularını ortadan kaldırırken, torunlarına da keyifli anlar yaratıyorsun demek ki. Geçmiş yıllarda zor bir süreçten geçerken bedenen uzakta olmasına rağmen telefonda ‘ ben yaşadığım sürece sana hiçbir şey olmaz’ demişti bir kere, bunu kast ediyormuş demek ki. Benim yetemediğim yerde olaya dâhil olup hayatımıza kaldığımız yerden devam edebilelim diyeymiş sözleri demek ki.

Çocuklarının hep yanında olup, torunlarına kol kanat geren anneanneler/babaanneler iyi ki varsınız, iyi ki elleriniz hep üstümüzde.

Ps: Çok uzun zaman önce torunlarını anneanne köftesiz bırakan, tanıdığım en asil kadın canım anneannem ve hayatımda gördüğüm en eğlenceli bir o kadar da sözünü esirgemez kadın olan eşimin anneannesi yattığınız yer nur olsun. Bize harika anneanne-torun anıları yaşattığınız için teşekkür ederiz.

 

Yaprak Karaman