Ceylan TakılYazarlar

Diplomasız Çocuk Gelişimi Uzmanı Annelerde Bu Ay…

image2

Diplomasız Çocuk Gelişimi Uzmanı Annelerde bu ay..

Çok hızlı büyüyorlar ve hayatımıza her an yeni heyecanlar katıyorlar. Yeni heyecanlar, yeni bilinmezlikler demek. Bizler de bu kadar bilinmezin arasında aynı uzay boşluğunda savrulur gibi savruluyoruz. Boşluğun içinden çıkabilmek de bize bağlı; ama çok zor bazen, çocuk söz konusu olduğunda…

Çocukların beslenmesi benim için her daim uğraştığım güncel bir konu. Ada’yı daha çok, Nar’ı daha az beslemeye çalışıyorum. Sürekli ‘Sen ye, sen yeme’ diyen bir anne var evde. Sanki kendim bu konuyu halletmişim gibi. Aslında beslenme zaten ilgilendiğim bir konuydu, özellikle eşim Baran’ın ameliyatı döneminde çok okudum, farklı görüşleri karşılaştırmaya çalıştım. Vegan da olduk, ev yapımı filizler, çimler, juicelar yaptık, etoburluğun dibine de vurduk. Ara uygulamalarımız da oldu tabii, hep uçlarda yaşamıyoruz. Bazen belki biraz :)) 

Beslenme konusunda vardığım sonuç özel bir inancımız, ihtiyacımız, sağlık sorunumuz yoksa yani ‘benim için her şey uygun; ama ne ile besleneceğime karar veremiyorum’ diyorsak, özel bir yöntem için kendimizi yormaya gerek yok. Her şeyi tüketebiliriz. Önemli olan 2 nokta var. Biri; içerik. Her şeyi tüketebiliriz derken, vitamin, mineral, lif, yağ gibi değerlere dikkat ederek yiyecek seçmek. Hazır ve ölü gıdaları az tüketip, canlı gıdaları daha çok tüketmeye özen göstermek ve besin değerlerinin yüksek olması. Bu yiyecekler, hücrelerimizin doymasını ve sağlıklı olmasını sağlar. Bir öğün-bir gün-bir hafta kötü beslendiysek hemen sonrasında bozduğumuzu düzeltelim, böylece dengeyi sağlayalım. Vücutlarımız, sağlığa zararlı çok şeyi tolere ediyor; gelen zehirlerle savaşıyor. Bir yerde gücünün bitmemesi için onu hep canlı, panzehirli tutmalıyız. Hem içeriden, hem dışarıdan. İyi beslenirken, hareket etmek ve mutlu olmak da çok destek. Hepsi bizim için…

2. noktaysa öğünler arasında sindirim sistemimizin dinlenmesine izin vermek. Vücutlar makina gibi çalışıyor, sistematik, saatli, programlı. Yediklerimizi, içtiklerimizi tükettikten sonra kalan enerjimizi iyileşmeye harcıyoruz. Fiziksel, zihinsel ve bedenimizdeki rutin regülasyonların haricinde bünyemiz bakıyor; evet sindirecek bir şey yok ve x noktasında iyileşmesi-tedavi edilmesi gereken bir durum var, hemen enerji oraya yönleniyor ve orası iyileştiriliyor. Eğer acıkmamıza fırsat vermezsek, gözle görünen ve görünmeyen iyileşecek yerlerimiz toparlanamayabilir veya iyileşmemiz gecikebilir. Bu, acıkalım ve öyle kalalım acı çekelim demek değil tabii ki. Bedenimizi dinlemeliyiz. O bize söyler acıktığını, neye hangi besine ihtiyacı olduğunu. Sadece eğer onun çalışma şeklini-ritmini bozmuşsak, düzeltmek için biraz irademizi kullanmamız gerekir. Canımızın sürekli belli bir yiyeceği istediği dönemler hepimizin hayatında mutlaka olmuştur. Örneğin; kışın ortasında günlerce mandalina yemeye doyamadığımız bir zaman olmuş olabilir. Bu büyük ihtimalle vücudumuzun ‘C vitamini’ diye bağırması demektir.

Kendimize uyguladığımız bu sistemi çocuklarımıza da uygulamalıyız. Onlar, bizim bedenlerimizin küçük versiyonlarına sahipler ve sistemleri bizimkilerden daha iyi. Aslında zorla yedirerek, seçmelerine izin

 

vermeyerek doğalarını bozuyoruz istemeden. Bu küçük bireyler ne yapacaklarını kendileri seçebilir, tabii ki sınırları bizde… Geçenlerde Ada’ya akşam yemeğinde biraz daha yesin diye ısrar ediyordum. Bir noktada çok kızdı ve; ‘Anne, ben bir şeye ısrar ettiğimde sen çok kızıyorsun. Bu da benim vücudum ve ne kadar yemekle doyacağımı ben biliyorum, sen de beni zorlama artık’ dedi. Ufak bir uzay boşluğu deneyiminden sonra, ‘haklısın’ diyerek onu özgür bıraktım. Ne yapabilirdim ki… Boşluktan çıkıp, dik durmaya devam etmeliydim. Küçük bireyimin fikirleri çok önemli sonuçta.

Sevgiler,

Ceylan