anne yazar

Özge Özay SökmenYazarlar

Takip ettiğinden sorumlusun

802a7789-b335-4989-b38f-dc1ab578f406

Bazen kendimi çok öfkeli hissediyorum. Neye biliyor musunuz? -mış gibi yaşayanlara ve onların peşinden sürüklenenlere.  İnsan herkesi kandırabiliyor da kendisini asla.  Kimlere özeniyorsunuz, kimlerin yaşamları size cazip geliyor, hangi hesapları takip ediyorsunuz, sosyal medyada ne kadar vakit geçiriyorsunuz, kapattığınızda kaç hayatın yükünü almışsınız sırtınıza. Hiç düşündünüz mü bunları? Biraz daha açayım, insan başkalarının hayatına bakarak ilerleyemez. İlerlemek her zaman mesleki, kariyer anlamında ilerleme değildir. Bireyin iç huzuru, geçirdiği vaktin kalitesi, düşündükleri, okudukları, öğrendikleri hepsi ilerlemeyi sağlayıcı şeylerdir.  Günümüzde hala sosyal medyayı sadece sevdikleriyle, arkadaşlarıyla aile fotoğraflarını paylaşmak için kullanan x ve y kuşakları var. Ama bir de “davranış motifikasyonları imparatorluğu”...

Serpil ErolYazarlar

…Çünkü iki çocuk annesi olmak bunu gerektirirmiş…

"Bahar geliyor ne güzel, yönetmen sandalyelerinden alalım da sahilde piknik yapalım Bedri" dedim. "Süper olur" dedi. Erdem de Beril de çimlerde oynar, yemeklerini yer, güzel güzel oyalanır dedik. Süper keyifli huzurlu film sahnelerini, fotoğraf karelerini dördümüze uyarladık kafamızda. Sonra Bedri koştur koştur gitti yönetmen sandalyelerini aldı. Yok mavi olsun, yok yeşil olsun, Beril'e de miniği olsun, Erdem'e olmasın yerde sürünsün derken aldı sandalyeleri attı bagaja. Bugün de ben pimi çektim "hava çok güzel, haydi akşam sahile inelim pikniğee" Sabah yürüyüşten sonra pastaneden minik sandviç ekmekleri aldım. Hepsini değişik değişik hazırladım. Tostlarımızı yaptım, meyvelerimizi yıkadım, kek kurabiye hazırladım, hepsini tek tek...

Yaprak KaramanYazarlar

Sevmek zorunda değiliz, ama saygı göstermek zorundayız.

26173480_10155823109037211_8500938278285882611_o

Geçtiğimiz haftalarda haberlerde TFF’nin Türkiye’nin Euro2024 ev sahipliği için adaylık dosyasını UEFA’ya teslim ettiğini belirten bir haber vardı.  Haberin benim dikkatimi bu kadar çekmesinin sebebi teslim edilen dosyanın üzerinde ‘RESPECT’ yazmasıydı.  Saygı, bizim toplumumuzda çok önemli bir yeri olan fakat nedense karşılıklı ilişkilerimizde uygulamakta pek başarılı olamadığımız bir durum. Bu dosyanın tesliminden bir hafta önce oynanan kupa maçı çıkan olaylar sebebi ile tatil edildi.  Sahaya yabancı madde atılmasından, kötü tezahürata, rakip takımın teknik direktörünün kafasını yarmaya kadar (yarık değil birkaç sıyrık diyenler de var tabi, olay burada yaranın derinliği değil, bir insanın yaralanması)  uzayıp giden bu liste sonrası, uluslararası bir...

Özge Özay SökmenYazarlar

Huzurlu annelik hangisi; yetersizlik hissi mi, kabullenmek mi?

81b2ee56-a067-4971-b66e-3ca1512a89ec

Bilmiyorum daha önce söyledim mi, ben 2 kız çocuğu annesiyim. İki çocuğu olanlar bilirler bu sözü; “tek çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok çocuk”. Aynen bu özetimiz. Şimdi şöyle ki; kıskançlıklar, kavgalar, tartışmalar, yorgunluklar hepsi bir yana ama yetememe duygusu tek başına başka bir tarafa.  Bu bahsettiklerimin hepsi geçiyor ama iki çocuğa aynı derecede anne oldum mu duygusu geçmiyor… Bu bir hap bilgidir. Tabi aynı şey baba için de geçerli… Anneleri olarak bununla nasıl baş edeceğim konusu ise tam bir muamma.  Biliyorsunuz kış mevsimi hastalık mevsimi. Bir de 2018 influenza ile başladı. Beta ile devam ediyor. Bütün bu hastalık süreci...

Ceylan TakılYazarlar

Çocuklar ölümü nasıl karşılar?

FullSizeRender 3

Şubat ayının başında Nar ve Ada’nın tenis hocası Serdar Hocamız vefat etti. Genç bir insanın kaza ve vefat haberini almak; üzüntü, şaşkınlık, kabullenememe, sorgulama, çeşitli duygular yaratıyor. Biz yetişkinler hayatlarındaki birçok duyguyu tanımlayamıyor ya da ondan kaçıyoruz. Halbuki çocuklar farklı, içinden geldiği gibi yaşıyor, ifade ediyor ve sıkıntısını atınca yoluna devam ediyor.  Hocamızın vefat haberini sabah okulda seminerdeyken aldık. Akşam benimkilerin tenis dersi vardı. Çocukların okuldan çıkışlarında onlara ne ve nasıl söyleyeceğimiz hepimizde karmaşa yarattı. Biz gün boyu üzüldük, konuştuk, ağladık.  Çocuklara sıra geldiğindeyse koruma duygusu her şeyin önüne geçiyor. Böyle bir haberi vermek için aklından çeşitli senaryolar yazıyorsun. Yani...

Yaprak KaramanYazarlar

Zaman kapsülü…

20160708_153934

Ah bahar, çiçeklerin açtığı, kuşların daha bir şen şakıdığı, doğanın hayattaki grilere ve kötülüklere inat kendini yeniden yarattığı o eşsiz mevsim. İnsanların üzerinde de böyle bir etkisi var çoğunlukla. Karanlıkta uyanmak zorunda bırakıldığımız(!) kış sabahlarının tersine güneşi görerek uyanmaya başlamak, işten eve dönerken havanın kararmadığını fark etmek üzerimizde bir mutluluk etkisi yaratıyor hiç kuşkusuz. Tabi elindeki ile yetinme konusunda çok da başarılı olamayan insanoğlu hadi yaz gelsin artık diyor şu sıralar. Zaten mevsimler de bize öğrettikleri gibi sırayla gitmediği için sonbahardan sonra yaz gelsin evet... Havaların ısınması demek uzayan günler sebebi ile parklarda, bahçelerde daha fazla vakit geçirmek demek. Siz...

Müşerref KökeyYazarlar

Hayallerini yerini anılar almaya başladığında…

Image.png

18-24 Mart yaşlılar haftası en kıymetli özel günlerimizden. Yaşı olgun büyüklerimize saygı haftası da diyebiliriz. İnsanoğlu her canlı gibi doğar, büyür, yaşlanır, ölür. Bebekliğinde ailesinin yakın ilgisine muhtaçtır. Çocukluk ve gençlik yaşlarında annesi, babası, devlet, sosyal çevre hayata hazırlanmasını sağlar. Yetişkin bir insan olunca bir işi, mesleği olur. Bir aile yuvası kurar, çocukları olur. Onları besler, büyütür, eğitir, hayata hazırlar. Bunları yapıncaya dek yıllar geçer, saçlarına aklar düşer, yaşlanır. Yaşlı kişiler gençliklerindeki enerjiyi, gücü kendilerinde bulamazlar. Yaşlılık belirtileri görülünce çocuklar gibi yakın ilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu ilgiyi bulan yaşlılar; sağlıklı, güleryüzlü, neşeli, sevecen, yaşama bağlı olurlar. Yaşlılara ilgi ve saygıyı...

Serpil ErolYazarlar

“Tek çocuk hiç çocuk tatlım!”

2abd0e3c-47d4-4eac-b127-1162894741d6

Eskiden, yani tek çocukla dahi başa çıkmakta zorlanırken, iki çocuklu annelerin anlattığı şeylerden nefret ederdim. Muhakkak ki cümlelerinin içinde ''Tek çocuk hiç çocuk tatlım.'' sözü geçerdi. Dışımdan çok konuşmaya cesaret edemesem de içimden şu şekilde hayli okkalı laflar doldururdum:  ''Nasıl hiç çocuk ukala dümbeleği! Yorgunluktan ölmek üzereyim. Bu, iki çocuk gücünde bir çocuk, hiçbir şeye vaktim kalmıyor! Her şeyi sen mi çözdün? Annelik senin tekelinde mi he? '' Uzun monologlarım olur, diş biler, göz olurdum. Çünkü tek çocuk da pazardan aldığımız karpuz değil nihayetinde, zor. Sonra ne ara karar verdiğimizi hatırlayamadığım, doktorumuzun ''Çocuğun olmaz.'' derken nasıl olup da olduğunu anlayamadığım...

Yaprak KaramanYazarlar

Küçükken daha mı kolaydı her şey?

moi1

Yapılması en basit aktiviteler bazı zamanlarda nasıl uluslararası krize dönüşüyor anlam veremiyorum. Oyuncakları toplamak, kestiği kağıt parçalarını çöpe atmak, sabahları okula gitmek için evden çıkarken hangi ayakkabıları giyeceğine karar verememek (evet kadın her yaşta kadın☺) bunlardan bazıları. Çoğuna da çözüm bulduk aslında. En azından ortak alanda kalan oyuncaklarını, kesilmiş kağıtları, okunmuş kitapları, yapılmış resimleri aile fertlerinin birbirine saygı duyması gerekliliği uyarınca odasına götürüyor artık. Ayakkabıları da bir gün beyazları, diğer gün siyahları giymek şeklinde kendisi bir karara bağladı. Fakat öyle bir sorun vardı ki son bir aya kadar; gözyaşlarının sel olduğu, anne noolur bu sefer tamam nidalarının yükseldiği, anne kişisinin...

Serpil ErolYazarlar

Özgürlük mutluluk getirir mi?

IMG_3192

Bir zamanlar sokaklarda koşturan çocuklar vardı. O çocuklar ne zaman ortadan kayboldu edebiyatı yapmayı çok istemiyorum. Ama keşke bayramları kaybetmeseydik. Çocukken en büyük hayalim kapı zili susmayan bir evde, bayramlaşmaya gelen çocuklara en harika şekerleme ve çikolataları dağıtmaktı. Baklavanın en fiyakalısını sunacaktım gelen misafirlerime. İlk evlendiğim yıl, çikolata paketi elimde nafile bekledim. Artık bayramlarda da tanıdıklarıma tek sorum '' bayramda nereye gidiyorsunuz?'' oluyor. Yoksa baklavanın en kralını da yaparım da işte kalorili olur, kimse gelmez ben yutarım. Sonrası çok hoş olmuyor. Velhasıl kelam geçti gitti çocukluğumuz. Şimdi artık çoluklu çocukluyuz. Artık dünya çok başka. Elektronik aletlerle sarılmışız, bilgi çılgın hızda...